25 Aralık 2015 Cuma

KARDEŞİMİN MEZARI - ROBERT DUGONİ

Kitap Ağacı Polisiye Kulübü’nde bu ayın ilk kitabı Kardeşimin Mezarı’ydı.Robert Dugoni, gerilim yazarları derneği tarafından 2015’in en iyi gerilim yazarı seçildi ve kitap gerilim roman dalında Nancy Pearl ödülüne layık görüldü.  

Konu her ne kadar bir polisiye kurgu yaratmak için yeterli olsa da olay örgüsünü sadece polisiye- gerilim olarak kategorilendirmek  yanlış olur,ki benim için zaten bir gerilim kitabı değildi.

Benim hoşuma giden aynı zamanda vurucu bir duygusallığının da olması.Kurbanın,ana karakterin kardeşi olması psikolojik açıdan bence okurda daha derin bir etki bırakıyor.

Hikaye geçmişle bugün arasında gidip gelen bir omurga üzerine oturtulmuş.Tracy Crosswhite’ın kardeşi Sarah 20 yıl önce kaybolmuştur.Öldürüldüğü düşünüldüğünden olaydan sonra şüpheli bulunan Edmund House hapse atılmıştır.Bu süre içinde bir mezara ulaşılamamış,Tracy öğretmenliği bırakıp cinayet masası dedektifi olmuştur.Şüphelerini ispatlayamamaktan rahatsız Tracy’nin nihayet beklediği olur.Sarah’nın cesedi bulunmuştur.Gerçek katil kimdir,şimdi bunun peşine düşer.

O,delillerin üzerine gittikçe heyecan dozu artan ve hızı hiç düşmeyen elimden bırakamadığım bir hikayenin içinde buldum kendimi.Sonu ise bence pek çok polisiye okurunu tatmin edecek hilede;tam anlamıyla ters köşe yapıyor.

Acaba  Altın Kitaplar, Robert Dugoni’nin diğer kitaplarını da basar mı; basarsa çok güzel olmaz mı :)

24 Aralık 2015 Perşembe

Başka Zaman Kütüphaneleri - ZORAN ZIVKOVIC

Kitabın reklama ihtiyacı var mı;iyi bir hikaye kendi okur kitlesini hiçbir PR çabası olmadan yaratabilir mi? İşte görselliğin önemi.Yenilenmiş bir kapak;kitapçılarda,sosyal medyada gözüme değmese pek farkında  olmayacağım oysa ilk baskısı İstiklal Kitabevi'nden 2006’da  yapılmış bir Zoran Zıvkovic kitabı.Üstelik bununla 2003 Dünya Fantezi ödülünü almış.Bunun gibi daha neler var kaçırdığımız.

Kitap,konusu kütüphaneler olan 6 fantastik öyküden oluşuyor.Çok detay vermek istemiyorum ancak bazı alt metinler çok anlamlı.Örneğin cehennem cezasını okuyarak çekmekle,kitapların insanları kötüye yönelten eylemlerden uzaklaştırdığı mesajı veriliyor.Okuyarak daha iyi bir insan olmak mümkün mü...
Bu öykülerin her biri insan öznesi ile kitaplar arasında geçen biraz da kibirli,zorlayıcı ve kitaplar karşısında mağlup insan figürünü betimleyen kurgulardan oluşuyor.Favori öyküm Ev Kütüphanesi.Çok değil posta kutuma böyle her hafta bir kitap gelse yeter:)

48 doğumlu Sırp yazarın gene İstiklal Kitabevinden çıkmış Armağan Zamanlar ile İmkansız Karşılaşmalar kitapları da dilimize çevrilmiş.Baskısı olmasa da sahaflarda bulmak mümkün.Ben her ikisini de gg’den 8’er TL ye aldım. 

23 Aralık 2015 Çarşamba

NAGAZAKİ - ERIC FAYE

2008 de Fukuoka’da gerçekleşmiş bir olay üzerine çıkan gazete haberinden etkilenerek yazmış bu öyküyü Eric Faye. 
Kim Ki Duk’un Boş Ev filmindeki gibi bir başkasının sizin haberiniz olmadan evinizde yaşadığını düşünün.Meteorolog Shimura San Nagazaki’de bir banliyöde yalnız yaşayan, akrabalarıyla pek görüşmeyen biridir. Evinden yiyecekler  eksilmeye,eşyaların yerleri değişmeye başladığında şüphelenerek eve bir kamara koyar ve gördükleri karşısında şok olur.
Hikayenin olay örgüsünden ziyade kahramanların psikolojisine ağırlık veren Faye bu kısa kitapla 2010 yılında l’academie Française Grand Prix ödülünü almış ve Nagazaki 20 den fazla dile çevrilmiş.
1963 doğumlu Fransız yazarın dilimize çevrilmemiş bir çok roman ,öykü ve gezi yazıları var.Yazar hakkında araştırma yaparken  Somnambule dans Istanbul,isimli (İstanbul’da bir uyur-gezer olarak çevirebiliriz) öykü kitabı olduğunu da gördüm.Umarım bunu bir an önce çevirirler,okumak keyifli olurdu.
Aslında Nagazaki hem korkutucu hem dramatik.Yalnızlığın ve rutinliğin acınasılığını düşünüyorum ki bir adam 1 yıldır evinde yaşandığını anlayamıyor.Öte taraftan çaresizliği düşünüyorum ki bir başkasının evinde yaşama cesareti gösterilebiliyor.Gözümüzde büyüttüğümüz ülkelerde de sosyal adalet ve aile ilişkileri çok parlak değil. Tarihsel travmalar bugünün travmalarını doğuruyor.Ortaya da böyle gerçekliğine inanması zor ilginç hikayeler çıkıyor.

22 Aralık 2015 Salı

Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz - MELİSA KESMEZ

Bu ara okuduğum kitapların yanında Yitik Ülke ve Sel’in novellalarını yada öykü kitaplarını da okumaya çalışıyorum.Birkaç saatte okunan bu kitaplar hem okuma hızımı artırdı hem de çok tatmin edici hikayeler,yazarlar bulduğumu söyleyebilirim.
Melisa Kesmez’i fuarda alıp imzalatmıştım.Onu zaten Sabit Fikir'den,Radikal Kitap’tan çoğumuz tanıyoruz. Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz onun ilk kitabı.25 öyküden oluşan bu kısa kitap genç bir kadın gözünden birinci ağızdan yazıldığından çoğu ilk kitapta olduğu gibi,yazar kitabın içinde çok fazla hissediliyor.Genelde olumsuz olabilecek bu durum bence bu sefer iyi olmuş çünkü yazarın dünyasını da bir anlamda tanımaya yardımcı oluyor.
Her ne kadar röportajlarında öyküler kurgusal dese de anneanne yanında büyümesi,kitabı ona ithaf etmesi,öykülerde geçen ayrı anne-baba,yalnız yaşayan şehirli kadın,kediler,müzikler,okuduğu kitaplar doğal olarak öykülerine de yansımış.Hikayeler samimi,tanıdık,hepimizin yaşadığı-yaşayabileceği olaylar ama genel olarak bir hüzün hakim.Ancak bu hüzün öyle dramatize edilmiş bir hüzün değil.Dolayısıyla okuyucuyu rahatsız etmiyor.

Ben okurken çok keyif aldım,uzun zamandır öykü okumadığım için özlemişim,o lezzetle bir sürü kitap sipariş ettim.

21 Aralık 2015 Pazartesi

2015 Edebiyat Ödülleri

Bu yıl Hugo ödülleri tam bir skandala imza atarak son yıllarda iyice alevlenen ödül kavgalarında en tepeye oturdu. En İyi Kısa Roman, En İyi Kısa Hikaye, En İyi Kurgusal Olmayan Kitap, En İyi Uzun Eser Editör ve En iyi Kısa Eser Editör kategorilerinden ödül yok sonucu alındı. Tarihinde ilk kez Hugo’da bu kadar çok ödülsüz kategori oluştu.Yıllardır sol ağırlıklı bir grubun elinde olan Hugo, Larry Correria ve Vox Day ‘in sağ hareketi Sad Puppies-Rapid Puppies ile kurulu onların eline bırakmak istemeyenler tarafından savaş alanına döndü. Edebiyat severler açısından son derece keyifsiz olan durum muhtemelen ilerleyen dönemlerde Hugo’ya çok daha büyük zarar lar verecek.Çünkü biz sadece kazananları değil,adayları da okuma listemize alıyoruz. Sonuç itibariyle bu yıl ödül sadece En iyi Roman dalında Cixin Liu’nun Three Body Problem’ine verildi.

Bu yıl Nobel’in tartışmalarını bile geride bırakan Hugo’dan sonra ,Nobel’e geçersek ödül gene sürpriz bir isme gitti.Daha önce İsveç Pen ödülünü kazanan Svetlana Aleksiyeviç bu yıl Nobel’e layık görülen yazardı.Neredeyse her yıl favoriler arasında gösterilen Murakami’yi elemesinde kuşkusuz siyasi bir yazar olmasının rolü var.Nobel’i alan 14.kadın yazar olan Aleksiyeviç Belarus hükümetini eleştiren siyasi yazılarıyla dikkat çekiyordu.En tanınmış eserleri Türkçeye de çevrilmiş Bir Nükleer Felaketin Sözlü Tarihi,Çernobil’den Sesler ve Nazi İşgalinde Sovyet Kadınları bulunuyor.
İngiltere’nin en önemli edebiyat ödüllerinden biri olan Man Booker’ı bu yıl Marlon James, A Brief History of Seven Killings romanıyla aldı.James,Bob Marley’e yapılan suikast girişimini konu alan romanıyla ödülü alan ilk Jamaikalı yazar oldu.



Goodreads ve Wall Street Journal’ın, okuyucu tercihleriyle yılın en iyi tarihi romanı olarak duyurduğu Anthony Doerr’in romanı Göremediğimiz Tüm Işıklar, roman dalında 2015 Pulitzer Ödülü’nün sahibi oldu.Türkçeye Handan Ünlü Haktanır tarafından çevrilen roman Koridor Yayıncılık tarafından yayımlandı.New York Times,Amazon,Washington Post ve daha pek çok otorite kitabı yılın en başarılı kitabı seçmiş.

Amerikan Gizem Yazarları topluluğunun Edgar Allan Poe anısına verdiği Edgar Ödülü bu yıl Stephen King’in Bay Mercedes’ine gitti.

Bilim Kurgu dalında verilen en önemli ödüllerden biri olan Arthur C Clarke’ı bu yıl Emily St John Mandel’in yazdığı Station Eleven aldı.Bu kitabı çok merak ediyorum.Umarım en kısa zamanda çevrilir.


Gene Bilim kurgu ve fantastik kurgunun en prestijli ödüllerinden biri Nebula’yı ise Jeff Vander Meer’in Annihilation’ı aldı. Geçen yıl bütün ödülleri toplayan Ann Leckie’i bu yıl Ancillary Sword’la favori gösteriliyordu. İlk kitap Ancillary Justice, Adalet olarak Türkçeye çevrildi bile.

Dünyada durumlar böyleyken bu yıl bizden haberlere de  gene geleneği olan ödülleri dikkate alarak bir bakalım.


Sait Faik Hikaye Armağanı
61’incisi düzenlen Sait Faik Hikâye Armağanı ödülünü,bu yıl Bizi Çağonoz Diye Biri Ödürdü-Beni Unutma Dörtlemesiyle Bora Abdo aldı.

 Behçet Necatigil Şiir Ödülü

2015 yılında şiir ödülü Bir Adın Yolculuktu kitabıyla Ülkü Tamer’e verildi.


















Sedat Simavi Edebiyat Ödülü

Edebiyat dalında ödülü bu yıl deneme kitabıyla Nilüfer Kuyaş Karasevda Kitabı’yla aldı.



















Yunus Nadi Roman Ödülü
Yunus Nadi Roman ödülünü  Gece Uyurken romanıyla Eren Aysan aldı.


















Yunus Nadi Öykü Ödülü 
Öykü ödülü bu yıl Mubarek Kadınlar ile Gaye Boralıoğlu’na gitti .


















Yunus Nadi Şiir Ödülü
Ödüle Refik Durbaş’ın Bağışla Ziyanımı adlı kitabı layık buldu.


















Doğan Kitap'ın Duygu Asena'nın anısına düzenlediği, Duygu Asena 'Kadının Hala Adı Yok' Roman Ödülü, 'Ağıtın Sonu' romanıyla Menekşe Toprak'a verildi.


















Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü
2015 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü,bu yıl öykü dalında B. Nihan Eren‘in Kör Pencerede Uyuyan adlı kitabına verildi


















Haldun Taner Öykü Ödülü

Bu yıl 27.’si düzenlenen 2015 Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazanan, ‘Uzun Irmak Boyunca’ ile Hande Gündüz oldu.


















Orhan Kemal Öykü Ödülü
Çukurova Edebiyatçılar Derneği’nin verdiği ödül bu yıl Halil Genç’in ’Kızıma Bir Yağmur Bulmalıyım’ adlı öykü kitabına gitti.

















Orhan Kemal Roman Ödülü

Bu yıl 44.’sü verilen Orhan Kemal Roman Armağanı’nı Hüsnü Arkan “Hırsız ve Burjuva” adlı romanıyla kazandı

16 Aralık 2015 Çarşamba

YENİ YIL ÇEKİLİŞİ




Yeni yıl çekilişi için süremiz doldu.Katılan,ilgi gösteren,paylaşan herkese çok teşekkür ediyorum. 


Kazanan arkadaşımız 7 numara Bi Poşet Kitap oldu.Günahkar sizindir,tebrikler.İletişim bilgileri için lütfen sakizcevizdeniz@gmail.com adresine mail atın.


8 Aralık 2015 Salı

GÜLEN ADAM - Victor Hugo

Yayınlandığı tarihlerde pek başarılı bulunmamış olsa da sonradan kült olmuş L’home qui rit – Yani Gülen Adam Victor Hugo’nun Channel Adaları'nda sürgündeyken yazdığı romanlarından biri.Politik kimliğiyle halkın sefaletini,adaletsizliği,toplumsal vicdanı romanlarında işleyen Hugo,dev eseri  Sefiller’le Fransa Ulusal Meclisi’nin gündemine gelecek kadar  popüler olmuştu. 
Gülen Adam'da yarattığı Gwynplaine karakteri tıpkı Quasimodo ya da Bug-Jargal gibi grotesk ve sarsıcıdır.Batman’in Joker karakterinin kökeninde Gwynplaine vardır.
Hikayede II.James soylularından birini idam ettirir.Oğlunu da Comprachico’lara sattırır. Comprachico Victor Hugo’nun yarattığı bir kelimedir ve çocuk ticareti yapan İspanyol haydutlar için kullanır.Bunlar aldıkları çocukları sakatlayıp,vücutlarını deforme ederek dilendirip çalıştırırlar. Gwynplaine’nin yüzüne babasının aptallığına hep gülsün diye 2 derin çizgi kazınır.
Gwynplaine elbette Joker’de yaratıldığı gibi kötü bir karakter değildir hatta yaşadığı tüm kötü şeylere rağmen aşka ve iyiliğe inan biridir.Hugo gene sınıf farklılıklarını eleştirdiği bu kitabında Gwynplaine’nin aristokrasiden nasıl vazgeçtiğini,Lord David ile Düşeş Josiane’nin aristokratik bir comprachios olduğunu vurgular.
1928 yılında roman Alman yönetmen Paul Leni tarafından sessiz sinemaya uyarlanır.Gwynplaine karakterini efsanevi oyuncu Conrad Veidt, gözleri görmeyen Dea’yı da Mary Philbin oynar.

1940’lara gelindiğinde Jerry Robinson, Bill Finger ve Bob Kane tarafından Batman için kötü bir karakter yaratılır.Conrad Veidt’in donmuş gülümsemeli palyaço makyajı onlara Joker’in hikayesini verir. Herbiri Joker’i kendisinin bulduğunu iddia etse de bilinen Robinson’un getirdiği bir iskambil kağıdının yaratım sürecinin başlangıcı olduğudur.O iskambil kağıdını Robinson daha sonra bir müzeye bağışlamış.

Joker’i bize en iyi tanıtan kuşkusuz Killing Joke (Öldüren Şaka’dır) Alan Moore’un  kaleme aldığı,Brian Bolland’ın çizdiği hikaye 1988 yılında DC Comics tarafından yayınlanmış ve çizgi roman tarihçesinin de en önemli eserlerinden biri olarak görülmüştür.Hikayenin geçmişe ait sahnelerinde Joker bir fabrikanın kimyasal tankına düşerek deformasyona uğrar.Ebedi düşman,Batgirl olarak bilinen Komiser Gordon’un kızı Barbara’yı omurgasından vurarak felç eder.Bu karakter daha sonra DC’nin kahramanlarına teknik destek veren Oracle olacaktır.
Killing Joke’dan çok etkilenen Tim Burton 1989 ve 1992 yapımı iki Batman filmi yönetti (daha önce burada bahsetmiştim.) Her ne kadar bizim için Joker yıllar yılı Jack Nicholson’la özdeşleşse de 2008 yapımı Kara Şövalye’de yönetmen Christopher Nolan,Heath Ledger'la Nicholson’ı tahtından indirdi.


Senaryo yaratırken Killing Joke 'tan ilham alınır ancak hikayede James Gordon'a işkence yapan Joker, filmde Harvey Dent'i kaçırır.
Çizgi Roman 2008’de Brian Bolland tarafından Gotham’a uygun daha kasvetli renkler kullanılarak yeniden renklendirildi ve tekrar basıldı.
Gwynplain'i oynayan Marc - Andre Grondin

2012 de Victor Hugo’nun eseri L’Home qui Rit tekrar filme çekildi. Bu sefer Gwynplaine’i büyüten Ursus’u Gerard Depardieu oynadı.
Aslında bu kadar gündemimizde olan bir karakteri Victor Hugo'nun kaleminden hala Türkçe okuyamamak çok büyük bir kayıp.1869'da yayınlanan bu eserin neden hiç bir yayınevi tarafından dikkate alınmadığını ve çevrilmediğini anlamak mümkün değil.