22 Mayıs 2017 Pazartesi

GATACA - FRANCK THILLIEZ

“Üç beyin teorisi;insan beyninin evriminin bin yıllar zarfında üç aşamada gerçekleştiği düşüncesine dayanır. Üç ardışık beyin yapısı,bir anlamda kaymak tabakaları gibi üst üste binerek bugünkü büyük akıllı ve başarılı beynimizi oluşturmuştur.Bu aynı zamanda ilk primatlardan bu yana kafatası hacminin artışını da açıklıyor.Birincisi canlı türlerinin çoğunda ortak ve en eski olan şu meşhur sürüngen beyin.Kafatasının derinliklerinde gayet iyi korunduğundan sarsıntılara en dirençli beyinsel yapı da o mesela.Beslenme,uyku,üreme gibi temel ihtiyaçları tatmin ederek hayatta kalmamızı sağlıyor.Nefret,korku,şiddet gibi bazı ilkel davranışlardan da sorumlu.
İkinci beyin,limbik sistem esas itibariyle hafıza ve duyguları idare ediyor.
En yeni olan ve neokorteks adı verilen üçüncüyse,dış tabakalarda yer alıyor ve dil,sanat,kültür gibi entelektüel becerilerle ilgileniyor.Düşünceyi ve bilinci oluşturuyor.”

E-Sendromu’nun devamına duyduğum merakla hemen arkasından GATACA’yı da okudum.Eğer ki genetiğe ve bilime ilginiz varsa polisiye olay örgüsüyle harmanlanmış bu iki kitabı kesinlikle atlamayın.

G A T C dizisi yani grosso modo, insan genomunun 1 numaralı kromozomundaki ilk 30000 nükleodi temsil ediyor. Dizilimler zaten çok ilginç şöyle ki ; hücrelerimizden tek bir tanesinin DNA’sını oluşturan 46 kromozom uç uca eklense insan boyunda bir DNA ipliği ortaya çıkıyor ama insan vücudundaki bütün hücrelere aynı şey uygulandığı takdirde yaklaşık bir milyar beş yüz milyon km’lik bir uzunluk söz konusu oluyor yani tek bir kişi için Güneş ile Satürn arasındaki mesafe kadar.


Öte taraftan başka bir ilginç konu Neonderdel’lerin yok oluşu.Kromanyon tarafından ( -ki bu şiddete daha yatkın olan bizler oluyoruz) soykırıma uğradığı tezi. 
Bu ve bunun gibi çok değişik bilgiler de içeren şahane bir konusu var.Henebelle ve Şarko gene birlikte…

30 Nisan 2017 Pazar

DOKUNMADAN - NERMİN YILDIRIM

Unutma Dersleri'ni çok beğenince vakit kaybetmeden yazarın son kitabı Dokunmadan’ı okudum. Beni gene hayal kırıklığına uğratmadı. Ölüm gibi son derece tatsız bir konuyu bile böyle komik anlatabilecek bir zekaya sahip olmak herkesin harcı değil.

Adalet öleceğini öğrendiğinde geçmişiyle hesaplaşmak,günahlarıyla yüzleşmek ister.İlk hatırladığı günahı mahalleden Mazlum’un elinden oyuncağını almasıdır. 20 yıl sonra Mazlum'u bulmak ve oyuncağı ona geri vermek için yola çıkar.


Nermin Yıldırım Dokunmadan’da dokundura dokundura insanların kabuk bağlamış yaralarını,insan ve memleket hallerini anlatmış.Gene hem hüzünlü, hem neşeli, hem komik okuması çok keyifli bir hikaye çıkmış ortaya.  

28 Nisan 2017 Cuma

Dorian Gray'in Portresi - Oscar Wilde

Kapağın üzerinde kocaman sansürsüz basım yazınca yıllar sonra tekrar okumak istedim. Sansürlü haliyle karşılaştırmak için aradan çok zaman geçmiş, birebir karşılaştıramadım ama eşcinsellik çağrışımlarının o kitapta da olduğunu hatırlıyorum.

Dorian Gray’in portresi Oscar Wilde’ın yayınlanmış tek romanı. 1891’de yayınlandığını düşünürsek o dönem İngiltere’de çok büyük tepki görür ,roman yazarın izniyle kısaltılır ve cinsellikle ilgili cümleler ayıklanarak basılır.

Bu roman için kendini Dorian’la özdeşleştiren Wilde yaşadığı dönemde ahlak bozukluğundan hapse atılır ve sonrasında büyük bir mali sıkıntı içinde Fransa’da ölür.

Everest’ten çıkan Ülker İnce çevirisi 2014'te Dünya Kitap Dergisi'nin  en iyi çeviri ödülünü almıştı. Nicholas Frankel’in editörlüğünü yaptığı baskı 1890’da dergiye teslim edilen sansürsüz nüsha dikkate alınarak çevrildi.

Çoğunluğun bildiği hedonizm ve insan ruhunun kötücülüğünün şekilselleştirilmesi konuları bir tarafa da bu kitap yıllar sonra okuduğumda bile bana sansürlü sansürsüz aynı şeyi hissettirdi.

Aşık Veysel sen çok yaşa….

26 Nisan 2017 Çarşamba

UNUTMA DERSLERİ - NERMİN YILDIRIM



Nermin Yıldırım’ın kitapları uzun zamandır listemdeydi.Kitap Ağacı-İstanbul’un Mayıs konuğu olacağı açıklanınca öne alıp bir iki kitabını okumak istedim.

Öncelikle şunu söylemek istiyorum ben bu kadına ba-yıl-dım. Hani yeni tabirle “kafası çok güzel”

Herkesin unutmak istediği acıları vardır da bunu nasıl yapacağını bilemez ya kahramanımız Feribe aşk acısını unutmak için  böyle bir merkeze gidiyor.Mazi İmha Merkezine.

Kitabı okumadan önce aklımda Eternal Sunshine of the Spotless Mind vardı; acaba onun gibi bir kurgusu mu var diye düşünmüştüm ki kitabın içinde de bu film karşıma çıktı. Öyle bir şey değil zaten daha gerçekçi bir hayalperestiği var. Burada aldığı unutma dersleri ve yapmak zorunda olduğu haftalık ödevlerle Feribe’nin hayatı daha da karmaşık bir hale geliyor.

Komik,ironik,dokunduran,hem acıklı hem neşeli bir hikaye.Ben çok sevdim…

25 Nisan 2017 Salı

E SENDROMU - FRANCK THILLIEZ

Franck Thilliez’in daha önce Hayalet Bellek’ini çok beğendiğimi yazmıştım.Dedektif Lucie Henebelle ile tanışmamız bu kitapta olmuştu. Kulüpte arkadaşlar Gataca okuyacaklardı,kronolojik olarak önce E Sendromu geldiğinden ben öne onu aldım. E Sendromu ve Gataca devam kitapları.

Teğmen Henebelle’e bu kitaplarda Paris polisinden şizofren komiser Frank Şarko’da eşlik ediyor;birlikte çok iyi bir takım oluşturmuşlar.

Henebelle’in eski erkek arkadaşı izlediği bir filmden sonra görme yetisini kaybetmiştir.Fizyolojik hiçbir sıkıntısı olmamasına rağmen yaşadığı psikolojik travma yüzünden göremeyen arkadaşına yardım etmek isteyen teğmen 1950’lere ait bu tuhaf filmin subliminal mesajlar içerdiğini fark eder. Bu filmin gizeminin peşine düştüğünde yolu Şarko ile kesişir.


E Sendromu bence sadece bir polisiye değil aynı zamanda çok iyi bir psikolojik-gerilim hikayesi. Temposu hiç düşmeyen, bilimle harmanlanmış zekice bir kurgusu var.Soğuk savaş döneminin kan donduran çılgın deneylerinin devletler elinde nasıl bir güç haline geldiğini görüyoruz.

Şimdi sırada Gataca var ve maalesef  yazarın Türkçeye çevrilmiş henüz başka bir kitabı yok.

31 Mart 2017 Cuma

OSMANLI CADISI - BARIŞ MÜSTECAPLIOĞLU

Barış Müstecaplıoğlu şahane bir bilim kurgu yazmış. Çok iyi bir hayalgücü ve yaratıcılığı var.

İstanbul iç savaşlardan çıkmış, yeniden inşaa edilmiş. 250-300 katlı mega kulelerde yaşayan ve tüm yaşamsal ihtiyaçlarını bu mega kulelerin çeşitli katlarından karşılayan zengin bir kitle ile yeryüzünde yaşayan fakir çok kalabalık bir halk 250 yıl sonrasının şehir devletinde yaşamaya çalışmakta.

Yeryüzünde hiç ağacın kalmadığı bunun yerine oksijen kulelerinin dikildiği alanlarda, bir zamanlar burada ağaçlar,ormanlar hatta hayvanlar varmış diyenlerin yalanlanıp tutuklandığı "demokratik" bir yönetim var. Geçmişe dair internette dahi bulunabilecek bir kayıt yok. Toplumsal hafızalar istenildiği gibi şekillendirilmiş.Ulaşım heli-mobillerle yapılmakta. 

İşte böyle bir ortamda şiddetli baş ağrılarıyla başa çıkmaya çalışan Dedektif Kemal’den yakılarak öldürülen bir ailenin katilinin bulunması istenir.
Öte taraftan yüzyıllar önce Osmanlı Donanmasından Süleyman Paşa sefere çıktığı sırasında denizde bir kız bulur.İlahi bir mucize olduğunu düşündüğü ve Ayşe adını verdiği bu kızın gizemleri vardır.Kemal cinayeti çözmeye çalışırken,Paşa bu kızı nasıl koruyacağının derdindedir. 

Anlatımın ve kurgunun son derece akıcı olduğunu söyleyebilirim.İki farklı hikaye nerede nasıl bağlanacak diye okurken baktım kitap bitivermiş J

28 Mart 2017 Salı

KAR KURDU - GLENN MEADE


Bana  Mystery Action Fiction türünde en sevdiğin yazar kim diye sorsalar düşünmeden Glenn Meade derim herhalde. Bitmesin diye külliyatını yavaş yavaş okuyorum yoksa başlandı mı durulacak gibi değil. Kar Kurdu en iyi hikayelerinden biri; ben bu tuğla kitabı taşımaktan imtina ettiğimden sürekli ertelemiştim.

Kulüpte aylık Meade okuma etkinliğine Kar Kurdu ile başlandı; ben de bu fırsatla okumuş oldum.Uzun zamandır baskısı yoktu.Geçtiğimiz ay Kırmızı Kedi Yayınları kitabı tekrar bastı .Ben Doğan Kitap’ın eski baskısından okudum.İnanılmaz akıcı.600 sayfalık kitap birkaç günde sadece akşamları okuyarak bitti.


Kar Kurdu bir operasyon adı. Aslında Stalin’in ölümüyle ilgili bir şaibe üzerine kurulmuş bir örgüsü var. Glenn Meade bu  söylenti üzerinden öyle inandırıcı bir kurgu yaratmış ki tıpkı Romanov Komplosu yada Sakkaranın Kumlarında olduğu gibi gerçek olma olasılığı hiç de uzak gelmiyor. Ayrıca konuyla ilgili çok ciddi bir araştırmaları ve dayandırdığı belgeler var.