22 Haziran 2018 Cuma

HYGEE - MEIK WIKING


Biz memleket problemleriyle hemhal olmuşken yaşadığımız her sosyo-ekonomik, politik sıkıntı psikolojilerimizde misliyle karşılığını bulmuşken, şu aralar  "bak dünyada mutlu insanlar da varmış" diye karşımıza kitaplar yeni yaşam felsefeleri çıkıyor. Dünyanın en mutlu insanların yaşadığı iddia edilen Danimarka’da  buna da Hygge diyorlarmış. Tam çevrilemeyen ancak hissedilen bu Hyggelig yaşam şekli uzun ve karanlık kış günlerini daha az depresif geçirmek isteyen ,kendine keyifler arayan bölge insanı tarafından çok önemseniyor.

Artan sosyal medya kullanımı ile çığ gibi büyüyen tüketim alışkanlıkları ve kapitalizmin pompaladığı yaşam tarzı eskisi kadar haz vermemeye başladığından sadeleşme, Uzakdoğu felsefeleri bize de uğramaya başladı. Eski mütevazi yaşamlarımızı yeniden keşfeder olduk.Evimizi Marie Kodo ile düzenleyip, kahvemizi kendimiz yapıyor ve çok cool oluyoruz. Bunlara ek olarak benim özellikle çok öykündüğüm İskandinav yaşam tarzı da dünyada merak edilenlerden.  Hygge daha çok bir yaşam tarzı ve bunu her alana yansıtan bir felsefe.Aydınlatmalardan gidilecek restauranta kadar seçimleri etkiliyor.

Öte taraftan fark ediyorum ki biz Alman ekole sahip bir anneden geldiğimizden yıllarca bunu bilmeden uygulamışız zaten.Çocukken sırt çantasına sandviçler ve termos kahve hazırlayıp bizi müze müze gezdirip sonra parklarda piknik yaptırması çok Hygge imiş de biz bilememişiz. 

Hygge felsefesi için çok paraya ihtiyaç yok. Arkadaşlarla bir araya gelip sohbet/yemek, kışın bir battaniye altında kahve/şarap vs ile güzel bir kitap keyfi,yakılan bir mum , işyerinde öğle arası bir parkın bankında kahve içip nefes almak onların kendilerine ayırdıkları mutluluk zamanları. Aslında çok bizlik ! Bu koca şehirde plaza beyaz yakalılarının gidebileceği en yakın ağaçlı alan kaç km uzaktadır yada benim gibi çalışma binası sanayinin içinde olan biri için . Bu öğle tatilimi (ki bizim böyle bir öğle tatilimiz de yok laf aramızda) şu yolun karşısındaki oto tamircisinde veya kalıpçıda geçirip usta size kahve içmeye geldim bi Hygge yapalım diyeceğimJ

Neyse kendime bi git Allah aşkına demiyorum.Yapabileceklerimizi,olumluları alıyor, en azından bize bağlı faktörleri bu felsefeye entegre ederek uygulamaya başlıyoruz. Hiç yoktan iyidir hele şehir dışına çıkınca.

20 Haziran 2018 Çarşamba

HAÇLI KATİL - CHRIS CARTER

Chris Carter suç psikolojisi alanında bir uzman. Michigan'da adli psikoloji okumuş ve uzun süre bölge savcısının psikolog ekibinde çalışmış. Sonra her şeyi bırakıp müzikle ilgilenmiş. İngiltere’ye döndüğünde ise kendini sadece yazarlığa vermiş. 

Haçlı Katil yazdığı ilk kitap. Bizde de henüz çevrilen tek kitabı. İncelediğim kadarıyla sonraki 8 kitabı için de yorumlar çok iyi. Özellikle Executioner için Grange benzetmesi yapmışlar. Sanırım fazla kanlı bir konusu var.
Yarattığı kahraman Dedektif Robert Hunter bu tarz romanların klasik yalnız adamı. Geçmişiyle sorunlu,ilişki yürütemeyen ama işinde çok başarılı,çok zeki. 

Katil dedektif ilişkisinin ötesinde LA'deki toplumsal sorunlar,adalet sistemi,cezalar yazarın muhtemel karşılaştığı vakaların da sinyalini veriyor ve neden-sonuç bağlantılarını daha gerçekçi kılıyor.
Hikayenin suç kurgu ilişkisi de gayet mantıklı ve sürükleyici gelişti. Genelde tutan tahminim bu sefer tutmadı ve bu daha çok hoşuma gitti. 

31 Mayıs 2018 Perşembe

OBSESİF - CHEVY STEVENS



O Gece’yi beğenince vakit kaybetmeden diğer kitabını da okumak istedim.Bizde 2010’da basılan Obsesif yazarın Still Missing adıyla çıkan ilk kitabı. Bir öğleden sonra çalıştığı emlak şirketi için ev gösterirken aklına gelen fikirle yola çıkan Stevens bu kitapla Uluslararası Gerilim Yazarları ilk kitap ödülünü de alıyor.

Ana karakter Annie O’Sullivan da bir emlak şirketi için çalışıyor. Birgün ev gösterdiği bir adam tarafından kaçırılıp yaklaşık 1 yıl bir dağ kulubesinde tutulur. Bu zaman zarfında obsesif rahatsızlıkları olan sapık tarafından fiziksel ve ruhsal işkencelere maruz kalır. Biz hikayesini psikoloğuna birinci ağızdan anlattıklarından öğreniyoruz.Monolog şeklinde ilerleyen hikaye ilk başta kitap için dezavantaj gibi görünse de karakterin tüm iç dünyasını okuyucuya aktarıyor. 
Asla tanımadığınız bir adamla yalnız olmak istemeyeceğiniz türden bir hikaye fazla dehşet verici ve gerçekçi.


30 Mayıs 2018 Çarşamba

O GECE - CHEVY STEVENS

Bu yazarı daha önce okumamıştım.Çok da isabetli oldu;odaklanma sıkıntıma çok iyi geldi hızlıca bitirdim.

Vancouver Adasında büyüyen yazar emlak şirketinde çalışırken ilk kitabı Still Missing’e ilham veren fikirle işinden ayrılır hatta evini satar ve kitabını yazar.

Still Missing ile New York Times'ın en çok satanları arasına giren Stevens,  En İyi İlk Roman -Uluslararası Gerilim Yazarları Ödülü'nü  de alır ve kitap otuzdan fazla ülkede yayınır.

O Gece yazarın dördüncü romanı .İkisi arasında bizde çevrilmiş başka kitabı yok.

Still Missing (2010) - Obsesif 
Never Knowing (2011)
Always Watching (2013)
That Night (2014) - O Gece
Those Girls (2015)
Never Let You Go (2017)

Liseden mezun olduğu yaz,erkek arkadaşı  Ryan la birlikte kız kardeşi Nicole’ü öldürmekten suçlu bulunan Toni onbeş yıla mahkum edilir. Özgürlüğünü tekrar kaybetmemek için  şartlı tahliyesini riske atacak her şeyden kaçınmak zorundadır. Ancak geçmiş sürekli ayağına dolanmaya başlayınca Ryan la birlikte o yaz gecesi ne olduğunu öğrenmek için işin peşine düşerler. 

29 Mayıs 2018 Salı

ÇIRAK - TESS GERRITSEN

Bu kitabı okudum zannediyordum; başlayıp önce Cerrah’ı okuyayım diye yarım bırakmışım. Bu hafta elimdekilerden gidence gene Cerrah’tan önce okumuş oldum.

Cerrah, Rizzoli & Isles serisinin ilk kitabıydı,Çırak da onun devamı dolayısıyla ikinci kitabı okurken Cerrah’la ilgili yeterince spoiler yediğimden onu uzun bir süre okumam muhtemelen.

Bunlar serinin ilk kitapları olduğundan karakterler henüz birbirlerine uzak. Maura Isles bu hikayede fazla aktif değil. Konu daha çok Jane üzerinden ilerliyor. Sonraki kitaplarda ilişki yaşayacağı (bu spoiler sayılmazJ ) Dean’den  burada etkileniyor. Gene serinin renkli karakterlerinden Korsak ile bu hikayede tanışıyor. 

28 Mayıs 2018 Pazartesi

BİR SIRRIM VAR - TESS GERRITSEN

Şimdiye kadar Tess Gerritsen'ı zaten herkesin çok okuduğunu,kitaplarını bildiğini düşünerek burada yorumlamıştım. Alıp okudum zannetiğim birkaç kitabı okumadığımı fark edince en azından kendim için yazmam gerektiğine karar verdim.

Tıbbi gerilimin duayen yazarı Tess Gerritsen çoğumuzun malumu üzerine bir doktor.1953 doğumlu yazar Kaliforniya Üniversitesi tıp mezunu. Ayrıca Stanford Üniversitesinden antropoloji lisansı var. Öncesinde Romantik-Polisiye yazmasına rağmen okunurluluğu tıbbi gerilim yazmaya başladıktan sonra artar. New York Times’ın en çok satan kitap olarak tanıttığı Hasat yazarlık hayatının önemli bir basamağını oluşturur.

Yazarın bu kadar popüler olması şüphesiz Rizzoli & Isles serisi ile olur.Maskülen ve güçlü karakterdeki dedektif Jane Rizzoli ve düzen odaklı adli tıp doktoru Maura Isles ‘ın olayları çözme becerisi tüm dünyada çok sevilir hatta kitaplarıyla pek alakası olmayan dizisi bile çok tutulur.


Bir Sırrım Var  bu 12 kitaplık serinin bizde de yeni çıkan son romanı.   Ben bu seriyi bir sondan bir baştan okuyunca karakterlerin özel hayatlarını da karışık bir şekilde öğrenmiş oldum. Bu kitapta olay örgüsü açısından bir devamlılık yok ancak dediğim gibi karakterlerin hayat akışını bir hayli ilerlemiş buldum.Gene kolay okunan ve gayet akıcı bir Tess Gerritsen klasiği olmuş. 

30 Nisan 2018 Pazartesi

KARANLIK TARAF - CODY MCFADYEN

Gölge Adam’la çok sevdiğim Smoky Barrett karakterini tekrar okumak için sabırsızlanıyordum.Kitaplarının basımı maalesef bizde çok geç yapılıyor.Karanlık Taraf aslında 2008’de yayınlanmıştı,biz ancak okuyabildik.Ben Gölge Adam'ı yorumladıktan sonra 2016'da The Truth Factory basıldı.
Daha önce uzun uzun anlattığım (burada) Silence of the Death'in basımı sürekli ertelenince  yayıncısı yazarın hastalığını gerekçe göstererek  kitabın yayınlanmayacağını duyurmuştu. Akibeti hakkında hala bir bilgi yok.

Karanlık Taraf’da Smoky’i daha kuvvetli  buluyoruz. Kaybettiği kocası ve kızından sonra hayata tutunmuş,görevinin başında.Uçakta işlenen bir cinayeti araştırıyor. Gölge Adam’a göre gerilim dozu kesinlikle daha düşük üstelik olayların seyri uzun süre benzer devam ederken acele bir finalle pat diye sonlanıyor. 
Ben bulmacayı biraz daha grift seviyorum sanırım.Ancak Smoky Barret’in hatırına kesinlikle okunur,bu kadına bayılıyorum ,kesinlikle bir süper kahraman değil , çok gerçek.