Buket Uzuner’in uzun zamandır beklediğim bu son kitabı bende
hayal kırıklığı yarattı. Nedense Kumral
Ada - Mavi Tuna ve İki Yeşil Su Samuru’ ndan sonra hiçbir kitabı bana o
yakaladığım lezzeti ve enerjiyi veremedi.
Öğrencilik yıllarımın psikolojisiyle
okuduğum tüm kitaplarıyla onu çağdaş-çalışan-şehirli-özgür kadını yücelten karakterleriyle önemli bir yere koymuştum.
Su dörtlemenin ilk kitabı. Sonrasında Hava,Toprak ve Ateş ile devam edecek.
Kitabın konusuna gelirsek özetle aktivist gazeteci Defne Kaman ortadan kayboluyor ve
Şaman anneanne soyaddaş oldukları Komiser Ümit Kaman ‘a başvuruyor. Ümit’in dertleştiği sahaf Semahatin ve Alevi
Ümit’in Sünni sevgilisiyle arasındaki aşk ilişkisi de kitap boyunca hikayeye
eşlik ediyor.
Kitapda bol bol Şamanizm ve Kutadgu Bilig’e atıflar yapılıyor.
Yazarın hikayeyi kurgulamasındaki mantık örgüsüne çok
değinmek istemiyorum aslında. Sonuçta bu sanatçı/yazarın kendi iç dünyasında
oluşturduğu hayal bir kurgu. Benim için önemli olan bu hayali romana nasıl aktardığı ,beni de bu hayale ne kadar inandırabildiği ki kendi adıma başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim .Anlatımda çok fazla mesaj kaygısı ve her
toplumsal soruna değinme mecburiyeti hissedilmiş. Çevre, HES, Kadına Şiddet,
Alevi-Sünni Ayrımı ,Hayvan Hakları, birbirini tekrarlayan bölümler,uzun
anlamsız cümleler bir süre sonra beni
sıktı.
Bu kitaptan bana arta kalanlar tekrar Muazzez İlmiye Çığ
okuma isteği ve bu zamana kadar neden Kutadgu Bilig okumadığımı sorgulamak
oldu.
