Murat Gülsoy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Murat Gülsoy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ağustos 2016 Perşembe

Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet - Murat Gülsoy

Daha önce Murat Gülsoy’un Baba, Oğul ve Kutsal Roman ‘ını okumuş ve çok beğenmiştim. Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet bilim kurgu yaklaşımla yazılmış aslında bir şimdiki zaman hikayesi. Bireyin yalnızlığını ve ölüm temalarını farklı psikolojik kodlar üzerinden dile getirmiş gene çok okunası bir roman yaratmış yazar. 

Öncesinde Borges’e çok güzel bir mektup var. Edebi lezzeti çok güzel olan bu bölümle Murat Gülsoy Borges’e olan hayranlığımı da katlamış oldu. Tanpınar’ı Borges’e anlatışı sadece önsözü bile ara ara açıp okumaya değer. 
Hikaye bittiğinde bizi son söz ve ekler karşılıyor.Birbirinden bağımsız görünen bu bölümler aynı fikri pekiştiren, aslında  yazarı da anlamamızı sağlayan parçalar. Nerval’den ,Oğuz Atay’a  seslenen kurgusu farklı bir çalışma olmuş Yalnızlar için çok Özel bir Hizmet.

İstemeden emekli olmak zorunda kalan Mirat Alsan, Janus isimli bir şirketin el ilanını görür.Kişileri yalnızlıktan kurtaracağını iddia eden bu şirkette yeni ölen insan zihinleri yaşayanlara aktarılmaktadır.
Kahramanımız Mirat’a da,trafik kazasında ölen Esra’nın bilinci aktarılır ve Mirat kendi bedeninde çift bilinçle yaşamaya başlar. Sonrası insan beyninin dipsiz kuyusu,karanlıkta bir yolculuk.


“Sözcüklerin gücünü küçümsemeyin.Zihnimizdeki tüm duygulanımların sözcüklerle doğrudan bir bağı var” diyor kitapta. Ben sözcüklerin içimdeki akışı etkilediğini biliyorum; beni gene tam kalbimden vuruyor.

18 Mart 2014 Salı

Baba,Oğul ve Kutsal Roman - MURAT GÜLSOY

Bir süredir daha önce hiç okumadığım yazarları okumaya çalışıyorum. Murat Gülsoy da bunlardan biriydi. Özellikle etkilenmemek için hakkında olumlu olumsuz hiçbir şey okumadan Baba Oğul ve Kutsal Roman’ı seçtim. Şöyle söyleyeyim ; kitaba uçakta başladım ve hiç ara vermeden inişten önce dört saatte bitirdim. 
Kitabın alt yapısı o kadar entelektüel ki ben bunu biliyorum,ben bunu okudum, o cümleyle şuna gönderme yapıyor diye diye kendi kültür birikiminizi karşılaştırmaya başlıyorsunuz bir süre sonra. 
Nabakov’u çok severim .Yazar “Lolita gibi bir roman yazamadıktan sonra yaşamak niye “ diye soruyor. Dr Jekyll’ın Mr Hyde’ı gibi içinde Gollum ve Olric taşıyor.O Olric'le konuşmaya başlayınca ben bir tanıdıkla karşılaşmanın tebessümünü yaşıyorum,gene karşıma çıktı.Kısa zaman önce  Tutunamayanlarla  fazlaca iştigal ettiğimden Olric alt benliği neredeyse beni ele geçirecek J Neyse Gollum benden uzak dursun.Tanpınar’ın Acıbadem’deki Köşk’ünü anlatırken Escher’in labirent merdivenleri hemen gözümün önüne geliyor.Yazar okuyucusunu küçümsememiş .Sevgilisi Asena’yı öldürmüş mü.Peki Shrödinger’in Asenası derken Asena aslında zaten ölü müydü?Shrödinger kuramı! Evrendeki atomlardan Nietzsche’nin Bengi Dönüşü, Kafkaesk kapılar ,hediyelik eşya pazarlamasında upps bir Andy Warhol.Daha kimler yok ki.Ama en çok Tanpınar’dan.. Huzur’dan Saatleri Ayarlama Enstitüsüne ,Yaz Yağmuru’na ya üniversite konuşmasında ya Merve’ye kur yaparken.
Köpeğinin adı Kıtmir rüyalarda gezen adamın köpeği de Yedi Uyurlar’dan alınma.
Dolu dolu bir psikolojik roman. Yoksa defalarca konu edilmiş bir Fight Club hikayesini böyle başarılı vermek herkesin harcı olmaz. Ben çok beğendim. En kısa zamanda bir kitabını daha okumak istiyorum. Ama sırada Hamdi Koç  ve Yekta Kopan var.