25 Temmuz 2018 Çarşamba

AGATHA CHRISTIE KİTAPLARI


Bu kadar polisiye okuyup burada Agatha Christie’den hiç bahsedemememin en büyük sebebi karmakarışık olan okuma listem.Büyük bir kısmını yıllar içinde okumuş olmama rağmen yeniden basılanlar,farklı yayınevlerinin aynı kitabı farklı isimlerle basması hatta ona ait olmayanların onun adıyla yayınlaması, romanları, okuduğum hikayelerinin başka başka kitaplarda yeniden derlenmesi,oyunları derken arap saçına dönen bir Agatha sorunum var benim. Birkaç yıl önce Kitap Ağacı altında kulupler oluşturulurken bir Agatha Kulubümüz olmuş en baştan okumaya başlamıştık. Sonra çeşitli sebeplerle devam edemedik. 
Bu okuma listesi burada dursun,okudukça link verip kendime hatırlatma yaparım.İsteyene de bir faydası olsun.

Ölüm Sessiz Geldi – The Mysterious Affair at Styles – 1920
Gizli Düşman – The Secret Adversary – 1922
Dersimiz Cinayet – Murder on the Links – 1923
Kahverengi Elbiseli Adam – The Man in the Brown Suit – 1924
Poirot Araşırıyor – Poirot Investigates – Polisiye Hikaye – 1924
Chimneys Şatosunun Esrarı – The Secret of Chimneys 1925

Büyük Dörtler – The Big Four 1927
Mavi Trenin Esrarı – The Mystery of the Blue Train 1928
Dört Neşeli Arkadaş – The Seven Dials Mystery – 1929
Cinayet Ortakları – Partners in Crime – Polisiye Hikaye – 1929
Ruhların Cinayeti – The Sittaford Mystery – 1931
Cinayetler Klübü – The Thirteen Problems – Polisiye Hikaye -1932
Birisi Ölecek – Lord Edgware Dies – 1933
Kırmızı İşaret – The Hound of Death – Polisiye Hikaye – 1933
Şark Ekspresinde Cinayet – Murder on the Orient Express – 1934
The Listerdale Mystery – Polisiye Hikaye – 1934:
Ceset Dedi ki – Why Didn’t They Ask Evans? – 1934
Parker Pyne Investigates – Polisiye Hikaye – 1934
Üç Perdelik Cinayet – Three-Act Tragedy- 1934
Ölüm Diken Üstünde – Death in the Clouds – 1935
Cinayet Alfabesi – The ABC Murders – 1936
Gece Gelen Ölüm – Murder in Mesopotamia – 1936
Briç Masasında Cinayet – Cards on the Table – 1936

Ölüden Gelen Mektup – Dumb Witness – 1937
Nil’de Ölüm – Death on the Nile – 1937

Arka Sokaktaki Cinayet – Murder in the Mews – Polisiye Hikaye – 1937
Ölümle Randevu – Appointment with Death – 1938
Noelde Cinayet – Hercule Poirot’s Christmas – 1938
Yedi Sigara – Easy to Kill – 1939
On Küçük Zenci – And Then There Were None – 1939

Koltuktaki Ölü – Sad Cypress – 1940
İskemlede Beş Ceset – One, Two, Buckle My Shoe – 1940
Ölüm Oyunu – Evil Under the Sun – 1941
Ölüm Pusudaydı – N or M? – 1941
Cesetler Merdiveni – The Body in the Library – 1942
Beş Küçük Domuz – Five Little Pigs – 1942
Cinayet Reçetesi – The Moving Finger – 1942
Sıfıra Doğru – Towards Zero – 1944
Yılan İçini Döktü – Death Comes as the End – 1944
Şampanyadaki Zehir – Sparking Cyanide – 1945
Uğursuz Malikane – The Hollow – 1946
Hercule’ün 12 Görevi – The Labours of Hercules Polisiye Hikaye – 1947
Şeytan Dönemeci – Taken at the Flood – 1948
Beklenmeyen Şahit – Witness for the Prosecution – Polisiye Hikaye – 1948
Çarpık Evdeki Cesetler – Crooked House – 1949
Cinayet İlanı – A Murder is Announced – 1950
Fare Kapanı – Three Blind Mice – Polisiye Hikaye – 1950
Bağdat’ta Buluşalım – They Came to Baghdad – 1951
The Under Dog – Polisiye Hikaye – 1951
Fotoğraftaki Lekeler – Mrs McGinty’s Dead – 1952
Zarif Bir Cinayet Gecesi – They Do It with Mirrors – 1952
Ecelin Çağrısı – After the Funeral – 1953

Porsuk Ağacı Cinayeti – A Pocket Full of Rye – 1953
Nereye? – Destination Unknown- 1954
Üç Yanlış Üç Ceset – Hickory Dickory Dock – 1955
Sonuncu Kurban – Dead Man’s Folly – 1956
Trende Cinayet – 4.50 from Paddington – 1957
Şahidin Gözleri – Ordeal by Innocence – 1958
Kapı Tekrar Vuruldu – Cat Among the Pigeons – 1959
Noel Kekinin Gizemi – The Adventure of the Christmas Pudding – Polisiye Hikaye – 1960
Ölüm Büyüsü – The Pale Horse – 1961
Double Sin – Polisiye Hikaye – 1961
Ve Ayna Kırıldı – The Mirror Crack’d from Side to Side – 1962
Ölüm Saatleri – The Clocks – 1963
Ölüm Adası – A Caribbean Mystery – 1964
Cinayetler Oteli – At Bertram’s Hotel – 1965
Tavus Kuşu Cinayeti – Third Girl – 1966
Gece Yarısı Cinayeti – Endless Night – 1967
Pembe Evdeki Ölü – By the Pricking of My Thumbs – 1968
Elmayı Yılan Isırdı- Hallowe’en Party – 1969
Benim Adım Ölüm – Passenger to Frankfurt – 1970
Ölüm Meleği – Nemesis – 1971
The Golden Ball – Polisiye Hikaye – 1971
Filler de Hatırlar – Elephants Can Remember – 1972
Cinayetler Kapısı – Postern of Fate- 1973
Hercule Poirot İz Üzerinde – Poirot’s Early Cases – Polisiye Hikaye – 1974
Ve Perde İndi – Curtain – 1975
Uyuyan Ölüm – Sleeping Murder – 1976
Miss Marple’ın Son Maceraları – Miss Marple’s Final Cases – Polisiye Hikaye – 1979
Problem at Pollensa Bay-öykü – 1991
The Harlequin Tea Set-öykü – 1997
Işıklar Sönünce – While the Light Lasts-öykü – 1997
The Regatta Mystery – Polisiye Hikaye – 1939


24 Temmuz 2018 Salı

SÜRÜ - FRANK SCHATZING


Frank Schatzing’in bu tuğla kitabının kapağına TheTimes’dan “dev bütçeli bir film gibi" yorumu boşuna gelmemiş. Sayfa sayısı çok, puntoları küçük bu kitabı taşıyıp,okumak ne kadar meşakkatli olsa da bırakılmayacak bir hızda okunuyor.

1957 doğumlu Alman yazar Köln’de doğmuş.Üniversitede İletişim Bilimleri okumuş. Sonrasında reklam ajansı kurmuş. 90’lı yıllarda  romanlarını yazmaya başlamış. Onu asıl tanıtan Sürü yani The Swarm 2004’de yayınlanmış. Pek çok ödüle de layık bulunan Sürü 27 dile çevrilmiş.

Sürü temel  anlamda insanın kendini her türlü canlıdan üstün gören kibrine bir eleştiri.  Bilmediğimiz okyanus dünyasının  gezegendeki en zeki  canlı olduğu yanılgısındaki insanoğlunu dize getirme kurgusu üzerine sadece bir roman değil enfes bir araştırma. 
Denizlerin kirlenmesinin,ısınmasının nelere mal olabileceğini kafamıza vuruyor. Öyle bilim kurgu gibi değil  her yaşam kaynağına saygı duymamızı öğütlüyor özetle.  Deniz tabanındaki bakterilere, dip solucanlarına ,omurgasızlara..
Hepsinin bir varlık sebebi var kendi üst yaşam zincirini etkileyen özellikler barındırıyorlar.Zihinsel yetenekleri bizim için hala bir muamma. Frank Schatzing bu bilinmezi çok güzel kullanmış ve çok okunası bir roman yazmış.

20 Temmuz 2018 Cuma

NİYET DEFTERİ - MELTEM GÜNER




Meltem Hanım’ın kitaplarına İçsel Gelişim Kulübü sayesinde vakıf oldum.Kendisini konuk edip kitaplarını çok övmüşlerdi.

Niyet Defteri  ilginç bir motivasyon kaynağı oldu. Öyle okudum bitti denecek bir kitap değil. İlginiz varsa başucunuza koyar yıllarca açıp açıp bakarsınız.

Bu tarz okumaları ciddiye alanlar için altı çizilecek, ders alıp üzerinde düşünecek çok nokta var.
Ağzımızdan çıkan cümleler, etrafımıza verdiğimiz mesajlar ,dile getirdiğimiz istekler  birer niyet aslında.Gerçekleşip gerçekleşmeyeceği yada nasıl gerçekleşeceği ise bu mesajları nasıl ilettiğimizle alakalı.

Bir çeşit Secret /evrene mesaj yollama /Allah’a yalvarma gibi nasıl tanımlarsak tanımlayalım bu istek gerçekleştirmelerin ötesinde; Niyet Defteri daha çok psikolojik temizlenmeyi merkeze alıyor. 
Geçmişle barışma,affetme,kabullenme gibi temizliklerden sonra insan ancak bilinçaltını temizleyip geleceğe yön verebiliyor yada aynı hataları yapmıyor/benzer yaşamları yaşamıyor.

“Geçmişin beni kısıtlayan hallerinden
Bırakamadıklarımdan,affedemediklerimden
Helalleşemediklermden özgürleşiyorum
Hayatın,bedenimin iç sesimin ,benden yansıyanların yada herhangi bir yerde bilemediğim,tıkanmış,beni benden alan Özümden uzaklaştıran tüm tıkanıklarımı açıyorum.
Sevgi enerjisini buraya gönderiyor,sevgiyle şifalanıyorum.”

gibi.

19 Temmuz 2018 Perşembe

UMUT MEVSİMİ - DARIAN GEE


Birkaç senedir okunmayı bekleyen tatlı bir yaz kitabıydı. Daha önce Darian Gee'nin Dostluk Ekmeği'ni okumuştum.
Bunun da onun gibi okuyucuya pozitif duygular veren  bir konusu var. Hikaye gene Avalon'da geçiyor. Arkadaşlık,dayanışma,iyi niyet gibi sık sık hatırlamaya ihtiyacımız olan etik değerlere vurgu yapıyor.
Üzmeyecek,sıkmayacak tatil kitabı arayanlar bakabilir.

Bu arada Darien Gee'nin ekmek tariflerini paylaştığı bir internet sitesi de var.
https://www.friendshipbreadkitchen.com/


29 Haziran 2018 Cuma

IKIGAI - Hector Garcia & Francesc Miralles



Mutluluk sırlarına Japonlar’la devam ediyorum :)  Onların yaşam felsefeleri de İkigai.
Özetle ölmek istiyorsan emekli ol diyor Japonlar. 

Ikigai hayatımıza anlam, amaç, mutluluk katan şey.Sabahları uyandığımızda bize yaşama sebebi verecek ne varsa uzun yaşamın da sırrı. Özellikle Okinawa bölgesinde yaşayan insanların yaş ömürleri 100’ün üzerinde. Dünyada mavi kuşak olarak adlandırılan beş bölgeden biri de burası. Diğer bölgelerle çok benzerlikleri var. Hayatın yavaş aktığı, insanların bedensel olarak çalıştıkları toprakla ilgilendikleri, arkadaşlarıyla vakit geçirip sosyalleştikleri, dua etmeyi ihmal etmeyen, doğru beslenen bu mavi kuşak gurubunun uzun bir yaşam ortalaması var.
Bir İkigaimiz varsa depresyondan kaygıdan uzak kalıyoruz.Hayata yüklediğimiz anlam asıl işimiz haline geliyor.Bu sadece bir para kazanma yöntemi değil kendimize misyon yüklediğimiz çevremize faydalı olduğumuzu hissettiğimiz tatmin duygusu.

Japonlara göre herkesin bir İkigai’si var bunu bulmak,anlamak uzun bir süreç. Yaşam amacını bulabilmek için 4 sorudan yola çıkmayı öneriyorlar.

Neyi seviyorum? (Tutkunuz)
Hangi konuda iyiyim? (Yeteneğiniz)
Ne yaparak para kazanabilirim? (Mesleğiniz)
Dünyanın neye ihtiyacı var? (Misyonunuz)


Bu dördünün kesiştiği nokta ise İkigai’mizi, yani hayattaki varoluşumuzun anlamını ortaya çıkarıyor.

22 Haziran 2018 Cuma

HYGGE - MEIK WIKING


Biz memleket problemleriyle hemhal olmuşken yaşadığımız her sosyo-ekonomik, politik sıkıntı psikolojilerimizde misliyle karşılığını bulmuşken, şu aralar  "bak dünyada mutlu insanlar da varmış" diye karşımıza kitaplar yeni yaşam felsefeleri çıkıyor. Dünyanın en mutlu insanların yaşadığı iddia edilen Danimarka’da  buna da Hygge diyorlarmış. Tam çevrilemeyen ancak hissedilen bu Hyggelig yaşam şekli uzun ve karanlık kış günlerini daha az depresif geçirmek isteyen ,kendine keyifler arayan bölge insanı tarafından çok önemseniyor.

Artan sosyal medya kullanımı ile çığ gibi büyüyen tüketim alışkanlıkları ve kapitalizmin pompaladığı yaşam tarzı eskisi kadar haz vermemeye başladığından sadeleşme, Uzakdoğu felsefeleri bize de uğramaya başladı. Eski mütevazi yaşamlarımızı yeniden keşfeder olduk.Evimizi Marie Kodo ile düzenleyip, kahvemizi kendimiz yapıyor ve çok cool oluyoruz. Bunlara ek olarak benim özellikle çok öykündüğüm İskandinav yaşam tarzı da dünyada merak edilenlerden.  Hygge daha çok bir yaşam tarzı ve bunu her alana yansıtan bir felsefe.Aydınlatmalardan gidilecek restauranta kadar seçimleri etkiliyor.

Öte taraftan fark ediyorum ki biz Alman ekole sahip bir anneden geldiğimizden yıllarca bunu bilmeden uygulamışız zaten.Çocukken sırt çantasına sandviçler ve termos kahve hazırlayıp bizi müze müze gezdirip sonra parklarda piknik yaptırması çok Hygge imiş de biz bilememişiz. 

Hygge felsefesi için çok paraya ihtiyaç yok. Arkadaşlarla bir araya gelip sohbet/yemek, kışın bir battaniye altında kahve/şarap vs ile güzel bir kitap keyfi,yakılan bir mum , işyerinde öğle arası bir parkın bankında kahve içip nefes almak onların kendilerine ayırdıkları mutluluk zamanları. Aslında çok bizlik ! Bu koca şehirde plaza beyaz yakalılarının gidebileceği en yakın ağaçlı alan kaç km uzaktadır yada benim gibi çalışma binası sanayinin içinde olan biri için . Bu öğle tatilimi (ki bizim böyle bir öğle tatilimiz de yok laf aramızda) şu yolun karşısındaki oto tamircisinde veya kalıpçıda geçirip usta size kahve içmeye geldim bi Hygge yapalım diyeceğimJ

Neyse kendime bi git Allah aşkına demiyorum.Yapabileceklerimizi,olumluları alıyor, en azından bize bağlı faktörleri bu felsefeye entegre ederek uygulamaya başlıyoruz. Hiç yoktan iyidir hele şehir dışına çıkınca.

20 Haziran 2018 Çarşamba

HAÇLI KATİL - CHRIS CARTER

Chris Carter suç psikolojisi alanında bir uzman. Michigan'da adli psikoloji okumuş ve uzun süre bölge savcısının psikolog ekibinde çalışmış. Sonra her şeyi bırakıp müzikle ilgilenmiş. İngiltere’ye döndüğünde ise kendini sadece yazarlığa vermiş. 

Haçlı Katil yazdığı ilk kitap. Bizde de henüz çevrilen tek kitabı. İncelediğim kadarıyla sonraki 8 kitabı için de yorumlar çok iyi. Özellikle Executioner için Grange benzetmesi yapmışlar. Sanırım fazla kanlı bir konusu var.
Yarattığı kahraman Dedektif Robert Hunter bu tarz romanların klasik yalnız adamı. Geçmişiyle sorunlu,ilişki yürütemeyen ama işinde çok başarılı,çok zeki. 

Katil dedektif ilişkisinin ötesinde LA'deki toplumsal sorunlar,adalet sistemi,cezalar yazarın muhtemel karşılaştığı vakaların da sinyalini veriyor ve neden-sonuç bağlantılarını daha gerçekçi kılıyor.
Hikayenin suç kurgu ilişkisi de gayet mantıklı ve sürükleyici gelişti. Genelde tutan tahminim bu sefer tutmadı ve bu daha çok hoşuma gitti. 

31 Mayıs 2018 Perşembe

OBSESİF - CHEVY STEVENS



O Gece’yi beğenince vakit kaybetmeden diğer kitabını da okumak istedim.Bizde 2010’da basılan Obsesif yazarın Still Missing adıyla çıkan ilk kitabı. Bir öğleden sonra çalıştığı emlak şirketi için ev gösterirken aklına gelen fikirle yola çıkan Stevens bu kitapla Uluslararası Gerilim Yazarları ilk kitap ödülünü de alıyor.

Ana karakter Annie O’Sullivan da bir emlak şirketi için çalışıyor. Birgün ev gösterdiği bir adam tarafından kaçırılıp yaklaşık 1 yıl bir dağ kulubesinde tutulur. Bu zaman zarfında obsesif rahatsızlıkları olan sapık tarafından fiziksel ve ruhsal işkencelere maruz kalır. Biz hikayesini psikoloğuna birinci ağızdan anlattıklarından öğreniyoruz.Monolog şeklinde ilerleyen hikaye ilk başta kitap için dezavantaj gibi görünse de karakterin tüm iç dünyasını okuyucuya aktarıyor. 
Asla tanımadığınız bir adamla yalnız olmak istemeyeceğiniz türden bir hikaye fazla dehşet verici ve gerçekçi.


30 Mayıs 2018 Çarşamba

O GECE - CHEVY STEVENS

Bu yazarı daha önce okumamıştım.Çok da isabetli oldu;odaklanma sıkıntıma çok iyi geldi hızlıca bitirdim.

Vancouver Adasında büyüyen yazar emlak şirketinde çalışırken ilk kitabı Still Missing’e ilham veren fikirle işinden ayrılır hatta evini satar ve kitabını yazar.

Still Missing ile New York Times'ın en çok satanları arasına giren Stevens,  En İyi İlk Roman -Uluslararası Gerilim Yazarları Ödülü'nü  de alır ve kitap otuzdan fazla ülkede yayınır.

O Gece yazarın dördüncü romanı .İkisi arasında bizde çevrilmiş başka kitabı yok.

Still Missing (2010) - Obsesif 
Never Knowing (2011)
Always Watching (2013)
That Night (2014) - O Gece
Those Girls (2015)
Never Let You Go (2017)

Liseden mezun olduğu yaz,erkek arkadaşı  Ryan la birlikte kız kardeşi Nicole’ü öldürmekten suçlu bulunan Toni onbeş yıla mahkum edilir. Özgürlüğünü tekrar kaybetmemek için  şartlı tahliyesini riske atacak her şeyden kaçınmak zorundadır. Ancak geçmiş sürekli ayağına dolanmaya başlayınca Ryan la birlikte o yaz gecesi ne olduğunu öğrenmek için işin peşine düşerler. 

29 Mayıs 2018 Salı

ÇIRAK - TESS GERRITSEN

Bu kitabı okudum zannediyordum; başlayıp önce Cerrah’ı okuyayım diye yarım bırakmışım. Bu hafta elimdekilerden gidence gene Cerrah’tan önce okumuş oldum.

Cerrah, Rizzoli & Isles serisinin ilk kitabıydı,Çırak da onun devamı dolayısıyla ikinci kitabı okurken Cerrah’la ilgili yeterince spoiler yediğimden onu uzun bir süre okumam muhtemelen.

Bunlar serinin ilk kitapları olduğundan karakterler henüz birbirlerine uzak. Maura Isles bu hikayede fazla aktif değil. Konu daha çok Jane üzerinden ilerliyor. Sonraki kitaplarda ilişki yaşayacağı (bu spoiler sayılmazJ ) Dean’den  burada etkileniyor. Gene serinin renkli karakterlerinden Korsak ile bu hikayede tanışıyor. 

28 Mayıs 2018 Pazartesi

BİR SIRRIM VAR - TESS GERRITSEN

Şimdiye kadar Tess Gerritsen'ı zaten herkesin çok okuduğunu,kitaplarını bildiğini düşünerek burada yorumlamıştım. Alıp okudum zannetiğim birkaç kitabı okumadığımı fark edince en azından kendim için yazmam gerektiğine karar verdim.

Tıbbi gerilimin duayen yazarı Tess Gerritsen çoğumuzun malumu üzerine bir doktor.1953 doğumlu yazar Kaliforniya Üniversitesi tıp mezunu. Ayrıca Stanford Üniversitesinden antropoloji lisansı var. Öncesinde Romantik-Polisiye yazmasına rağmen okunurluluğu tıbbi gerilim yazmaya başladıktan sonra artar. New York Times’ın en çok satan kitap olarak tanıttığı Hasat yazarlık hayatının önemli bir basamağını oluşturur.

Yazarın bu kadar popüler olması şüphesiz Rizzoli & Isles serisi ile olur.Maskülen ve güçlü karakterdeki dedektif Jane Rizzoli ve düzen odaklı adli tıp doktoru Maura Isles ‘ın olayları çözme becerisi tüm dünyada çok sevilir hatta kitaplarıyla pek alakası olmayan dizisi bile çok tutulur.


Bir Sırrım Var  bu 12 kitaplık serinin bizde de yeni çıkan son romanı.   Ben bu seriyi bir sondan bir baştan okuyunca karakterlerin özel hayatlarını da karışık bir şekilde öğrenmiş oldum. Bu kitapta olay örgüsü açısından bir devamlılık yok ancak dediğim gibi karakterlerin hayat akışını bir hayli ilerlemiş buldum.Gene kolay okunan ve gayet akıcı bir Tess Gerritsen klasiği olmuş.