18 Haziran 2021 Cuma

Gecenin Kutsal Karanlığı - Michael Connelly



Gecenin Kutsal Karanlığı , Hary Bosch serisinin 21, Rene Ballard serisinin de ikinci kitabı. İlk kitap Gece Vardiyası’nda Ballard’ı tanımıştık ; hikayeyi yalnız çözmüştü. Polisiye heyecanı az bulmuş daha çok karakteri tanıtmaya odaklı yazdığını düşünmüştüm. 

Bu kitapta ise  Rene ,Harry Bosch ile tanışıyor. Bosch emekli olmuş,işlerden tamamen kopmamak için çözülmemiş eski dosyalarla ilgileniyordur. Vahşice öldürülen Daisy Clayton vakası Ballard’ın ilgisini çeker ve çözmek için Bosch ile iş birliği yaparlar.

Ballard’ın inadı ,Bosch’un zekası ve tecrübesi keyifli bir kombinasyon olmuş,karakterler sağlam olunca polisiye kesinlikle daha iyi kurgulanmış. Sevdim… 

 

6 Mayıs 2021 Perşembe

Bir Lordu Dize Getirmenin On Yolu - Sarah MacLean

 

İtalyan bir baba ve British bir anneye sahip New York Times’ın çok satan yazarlarından Sarah MacLean’in yetişkin-romantik olarak kategorilendirilen kitaplarından biri. Bu kapanma günlerinde dizi izlemekten sıkılanlara bir günde okunup bitirilecek bir kitap. 

Daha Chick-lit olmasını tercih ederdim, erotizmi abartmış.Sanırım o yüzden çok satıyor…


29 Nisan 2021 Perşembe

KAPALI KAPILAR ARDINDA - B.A.PARIS


Asıl adı Bernadette MacDougall olan İngiliz yazarın ilk kitabı Kapalı Kapılar Ardında tam bir psikolojik gerilim. Kadın kahramanın dilinden anlatılan hikayeyi okurken tam anlamıyla o kasveti hissediyorsunuz.

Görünürde mükemmel bir eve ve mutlu bir evliliğe sahip çiftin aslında kapalı kapılar ardındaki yaşamını merkeze alan kitap New York Times’ın çok satanlar listesinde haftalarca kalmış,37 ülkede yayımlanmış.

Yazarın The BreakdownBring Me Back, and The Dilemma kitaplarından The Breakdown bizde Şüphe olarak basılmış.Diğer kitapları ise henüz çevrilmemiş.Sezgileri güçlü Down Sendromlu Millie ve empatisi muhteşem Esther’i ayrıca sevdim.

16 Nisan 2021 Cuma

NATÜRALİST- ANDREW MAYNE

Natüralist merak ettiğim bir kitaptı ki uzun zamandır bir solukta bir şey okumamıştım. Bu aralar okuduklarım elimde tam anlamıyla sürünüyor çünkü.

Yazar Andrew Mayne aynı zamanda bir illüzyonist. David Blaine,David Copperfield gibi isimlerle çalışmış. Okuduğuma göre Angel Killer romanı televizyon dizisine uyarlanıyormuş. 

Natüralist’in kahramanı Profesör Theo Cray bir biyolog. Doğayı çok iyi okuyan bir bilim insanı. Eski bir öğrencisi ayı saldırısı sonucu öldürülür. Vücudundaki pençe izleri, kanıtlar olayı bir ayının yaptığı yönündedir. Ancak ayıları çok iyi tanıyan Prof.Cray'in ‘şüpheleri vardır ve kendi kanıtlarını toplamaya başlar. Yazdığı bir algoritma ile bölgedeki kayıp insanların  ne kadar fazla olduğunu fark ettiğinde ise yıllara yayılmış cinayetlere ulaşır.

Kitabın temposu uzun süre çok yüksek gitti ama Mayne daha tatmin edici bir sonuç yazabilirdi. Gene de beğendim.

 

15 Nisan 2021 Perşembe

2020 Dünya Kitap Dergisi Yılın En İyileri Ödülleri

Bu yıl online toplantılar ile seçilip açıklanan Dünya Kitap Dergisi'nin 2020'nin en iyileri ödülleri şöyle.

Yılın Telif Kitabı



Aslında yeni yazarlara fırsat verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama burada roman kahramanı Ahmet Hamdi Tanpınar'mış. İlgimi çekti.


Yılın Çeviri Kitabı





Yılın Telif Polisiye Kitabı


Bu seri Yıldız Alatan Maceraları olarak geçiyor.Farahnaz'ın Çiçeği serinin ilk kitabı.

Polisiye İlk Kitap Ödülü





Yılın En İyi Gastronomi Kültürü Kitabı




Oğlak Yayınları gastronomiye kazandırdığı yayınlar sebebiyle “Gastronomi Kültürü Emek Ödülü”nü aldı. 

Bunların dışında;


Vakıfbank Kültür Yayınları yapılan değerlendirme sonucunda Yılın Yayınevi  olarak belirlendi.

Yılın İş Dünyası Kitap Ödülü ekonomi alanında verildi. Tabii ki şaşırtmadı :)







26 Şubat 2021 Cuma

KAR KÖRLÜĞÜ - RAGNAR JONASSON


 

Kar Körlüğü Ragnar Jónasson’ın Kara İzlanda serisinin ilk kitabı. Diğer iki kitabın baskısı henüz bizde yapılmadı. 

Ana karakter Ari Thór Arason yeni mezun bir polistir. Kendisine İzlanda’nın kuzeyinde küçük bir kasabada görev teklif edilince kabul eder. Burada neredeyse hiç suç işlenmemektedir. Kasaba kar altında ,karanlık ve kasvetlidir. Kaza eseri ölen bir kasabalının durumunu şüpheli bulan Ari Thór olayı araştırmaya başlar.

Eğer soğuk ,karlı kuzey polisiyelerini seviyorsanız bu kitap da hoşunuza gidebilir. Ancak bana göre hikaye çok yavaş ilerledi. İlk kitap olması sebebiyle muhtemelen Ari Thór'u  okuyucuya tanıtmak için onun ruh halini ve geçmişini yazar fazla araya sokmuş. Gerçi karakteri sevdim ama bütün köyü gezip herkesi uzun uzun sorgulaması beni biraz hikayeden koparttı. Belki diğer kitapları biraz daha akıcı olur. Yazara şans vermek gerektiğini düşünüyorum.


30 Ocak 2021 Cumartesi

TEKVİN - ARİF ERGİN



Arif Ergin’i Tekvin ile tanıdık. Kendisini tarihe ve gizeme meraklı bir mühendis olarak tanıtan Ergin, romanını da çok sevdiği Galata ve Beyoğlu’nda kurgulamış.Caddedeki binaların tarihlerini çok iyi biliyor, araştırmalarını bu eksende yoğunlaştırıp Osman Hamdi Bey’in kayıp tablosunu merkeze alan bir hikaye yaratmış.

Dan Brown benzetmeleri haksız değil çünkü sanat,tarih,gizem,gizli örgütler ,illuminati, Mevlevilik gibi pek çok şeye girip çıkan bir kurguyla gizem çözülmeye çalışılıyor. Üstelik sürekli bir kaçıp kovalama hali ve yardımcısı bir kadın J

Dili rahat, sıkmayan bir anlatımı var yazarın. Anlattığı gizemlere,sembollere ve Osman Hamdi Bey’e merak uyandırmaması imkansız.


Osman Hamdi Bey’in La Genèse yani Yaratılış (Tekvin) adını verdiği tablo onun en çok eleştirilen eseri. Mihrap olarak da isimlendirilen çalışma 1901 de yapılmış. Tablo Aret Portakal’dan Mesut Hakgüden’e geçtikten sonra Çiğdem Simavi’nin olmuş ve en son Demirbank koleksiyonuna katılmış. Ancak bankanın TMSF’ye devri sırasında ortaya çıkmamış. Bugün nerede olduğu bilinmiyor.Sembolik olarak anlatmaya çalıştıklarıyla ilgili epey görüş var. Aslında Osman Hamdi’nin daha bir çok eseri kayıp. Yapıldığı dönem kayıtlanmadığı için kaç tane tablosu olduğu tam olarak bilinmiyor. 

Bazı tablolarını ufak değişikliklerle tekrar yaptığından anlatmaya çalıştıkları ile ilgili üzerinde epey spekülasyon var. Arif Ergin buradan kendisine güzel bir roman malzemesi çıkartmış, çok da güzel yazmış. Bu arada aynı karakterle devam edeceği ikinci romanın haberini de verdi. Umarım Tekvin kadar heyecanlı olur.  


29 Ocak 2021 Cuma

YENİÇERİ AĞACI - JASON GOODWIN

 



Uzun zamandır okumak istiyordum, hakkında yazılan yorumlar çok iyiydi. Aynı zamanda tarihçi olan  Jason Goodwin dönemi öyle güzel anlatmış,mekanları,sokakları ,kültürel yaşayışı öyle detaylı vermiş ki okurken bu hikayeyi yabancı birinin yazdığını unutuyorsunuz..Hele yemek tarifleri. Yaşim bir midyeli pilav yapıyor off offf....Bu tariflerle 2016’da Yashim Cooks Istanbul 'u çıkarmışlar.

Jason Goodwin Cambridge Üniversitesi’nde Bizans Tarihi okumuş, ardından Osmanlı’ya merak sarmış. İki arkadaşı ile Polonya’dan İstanbul’a yürüyerek bir seyahat yapmışlar. Geçtikleri eski Osmanlı yerleşimleri bilgisini ve ilgisini daha da pekiştirmiş.Bu seyahati Bir Ucu Altın Boynuz ismiyle kitaplaştırmış.2006 yılında dedektif Yaşim serisinin ilk kitabı Edgar Ödüllü Yeniçeri Ağacı’nı yayımlamış.  

Hikaye 1836’da geçiyor. Yeniçeri Ocağı kaldırılmış üzerinden 10 yıl geçmiştir. Yeni ordu Asakiri Mansure’den subaylar öldürülünce 2.Mahmut eski haremağası Yaşim’i olayı çözmesi için görevlendirir. Bu arada haremde cariyelerden biri ölü bulunmuştur. Yaşim İstanbul’un bu tarihi atmosferinde  sürükleyici bir soruşturma yürütür.

Serinin diğer kitaplarından Yılanlı Sütun 2007 de basılmış.

·         The Bellini Card (2008)

·         An Evil Eye (2011)

·         The Baklava Club (2014) ın çevirilerini bulamadım.

Goodwin, Yaşim’i kültüre hakim,padişaha ve ailesine bağlı ,her yere girip çıkabilen hadım bir karakter olarak yaratmış. İyi yemek yapan,edebiyata düşkün biri.  Valide Sultan ile arası çok iyi.Ondan Fransızca kitaplar alıp okuyor. Balzac, Stendhal, Gautier ve Alexandre Dumas seviyor, rüyasında Tehlikeli İlişkiler’deki Merteuil Markizi ile konuşuyor.Rumca, Ermenice, Fransızca biraz da Gürcüce biliyor.

Goodwin’in dili rahat, okuması keyifliydi.Kurgu sonlara doğru iyice karışsa da elimden bırakamadım. Yılanlı Sütun’u da okuyacağım.


28 Ocak 2021 Perşembe

GECE VARDİYASI - MICHAEL CONNELLY


Connelly’nin son kitabı çıkınca ay seçimimizi değiştirip hemen okumak istedik. Gece Vardiyası yeni başlayan bir serinin ilk kitabı. Daha önce Harry Bosch ,Mickey Haller ,McEvoy gibi çok başarılı serileri kaleme alan Michael Connelly bu sefer bir kadın dedektif, Renée Ballard’ı yaratmış. 

Ballard'ı amirinin cinsel tacizine uğradığı halde bunu ispatlayamayıp gece vardiyası görevine sürülmüşken tanıyoruz. Hikaye burada işlenen bir cinayetin peşine düşmesiyle başlıyor. Karakter olarak Ballard inatçı,tam bir sert kaya. Düzensiz hayat ,travmalar,ilişkisizlik gibi dedektif klişeleri onda da var. Polisiye kurguda bir Harry Bosch çözümlemesi yok, daha tahmin edilebilir bir sonuçla bitirmiş yazar.

Şimdilik serinin

Dark Sacred Night (2018)

The Night Fire (2019) 

olmak üzere henüz çevrilmemiş iki kitabı daha var. İlk kitapta Bosch ,ikincisinde hem Bosch hem Haller varmış. Muhtemelen bunlarda hikaye daha kuvvetlidir. Okumak için sabırsızlanıyorum

Ezcümle Gece Vardiyasını genel olarak sevdim-bayılmadım; başkası yazsa neyse ama Connelly’nin öyle iyi hikayelerini okudum ki  beklentim yüksek oluyor doğal olarak.




30 Aralık 2020 Çarşamba

RÜZGARIN GÖLGESİ - CARLOS RUIZ ZAFON



Javier Sierra ve Juan Gómez-Jurado ile birlikte çağdaş İspanyol edebiyatının en başarılı yazarlarından biri kabul edilen Carlos Ruiz Zafón'u dünya çapında şöhrete kavuşturarak pek çok uluslararası ödülün yolunu açan Rüzgârın Gölgesi, yazarın yetişkin okurlar için yazdığı ilk roman ve aynı zamanda Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı dörtlemesinin de başlangıcı. Romanları 45 ülkede yayınlanmış, 30'dan fazla dilde tercüme edilmiş Zafon için İspanya’da Cervantes’in  Don Quixote’undan sonra en çok okunan kitapların yazarı olduğu söyleniyor.

Kitapçı Daniel Sempere oğlunu saklanması gereken kitapların bulunduğu gizli bir kütüphaneye götürür ve bir kitap seçmesini söyler. Rüzgarın Gölgesi adlı uzun yıllardır unutulmuş bir romanı seçen Daniel için kitabı okuduktan sonra esrarengiz bir düelloda öldüğü söylenen yazar Julian Carax hakkında bilgi edinmek bir saplantı haline gelir. Carax’ın diğer eserlerini de okumak ister fakat bulamaz .Çünkü kimliği bilinmeyen bir koleksiyoncu kitapları birer birer bulup, yakarak ortadan kaldırmaktadır. Ve şimdi Daniel'ın elindeki kitabın peşindedir.

Polisiyeden çok gotik unsurlar içeren hikaye iç savaş sonrası Barcelona atmosferinde geçiyor. Bana tarz olarak biraz Umberto Eco'yu anımsattı. Dediğim gibi hızlı bir polisiye değil, daha çok gizem denebilir,okuyucunun merak duymasını iyi sağlamış. Daniel'i rahatlıkla hikayenin dedektifi olarak görebiliriz. Her ne kadar odak aşk da olsa hikayeye yön çizen siyasi bir durum var. İç savaş sonrası İspanya’nın durumu, faşizme giden uygulamalar, gücü elinde tutanın yapabildikleri. Kolluk kuvvetleri burada işin kötülük tarafına denk geliyor. 

Öte taraftan hikaye çok sinematografik, mekan ve karakterler çok detaylı, zamansal olarak çok katmanlı Başta çok ağır akan kurgu sonra hızlanıyor. Az buçuk bibliyofil olmaktan mütevellit herhalde ; sevdim. 

29 Aralık 2020 Salı

İNATÇI KERABAN - JULES VERNE



Açık ara bu yıl okurken en keyif aldığım kitaptı. Şimdiye kadar güzel bir filme de çekilmemiş sanırım,bulamadım. 80 Günde Devrialem'in sayısız uyarlamaları yapılmışken Ezel Akay biraz da kendi tarzında masalsı bir İnatçı Keraban çekseydi çok güzel olmaz mıydı.

Ben Alfa’dan tek cilt halinde olan baskıyı okudum.İçinde Leon Benett’in çizdiği orijinal illüstrasyonlar da var.Jules Verne 1883 yılında hikayeyi kaleme alırken ilk baskı yazarın diğer eserleri gibi çizimlerle yapılmış ve Benett'in hikaye için çizdiği 103 illüstrasyonu ile beraber basılmış.

Jules Verne 1868 yılından sonra romanlarının satışından elde ettiği gelir artınca kendisine büyük bir yat alarak dünya turuna çıkmış. Akdeniz’i gezdiği biliniyor ancak Jules Verne’nin gerçekten yolu bu topraklara düşüyor mu,kesin bir bilgi yok.Oysa  Benett’in çizimleri çok gerçekçi ve dönemi çok iyi yansıtıyor.Muhtemelen ilustrasyonlarını buralarda yapmış.

İnatçılığı ile tanınan tütün tüccarı Keraban Ağa kendisini ziyarete gelen Hollandalı misafirlerini Üsküdar’daki evine yemeğe davet eder ancak boğazdan kayıkla geçecekleri sırada on paralık bir vergi konduğunu öğrenir. Bu vergiyi ödememekte inat eden Keraban Ağa misafirleriyle birlikte evine ulaşmak için Karadeniz kıyılarından dolaşacağı bir maceraya başlar. 

Okur olarak bu eğlenceli yolculuğa eşlik ederken dönemin coğrafyasından,yerleşimlerinden de gerçekçi bilgiler alıyoruz.Jules Verne’nin yazarken ayrıntılı bir araştırma yapmış olduğu çok aşikar.Hikayeyi anlatırken  Ramazan adetlerinden, Osmanlı vatandaşlarının evleri,kıyafetleri ,yemekleri, kullandıkları eşyalara kadar çok detaylı bilgiler vermiş.

Zaten Jules Verne seviyorsanız hiç kaçırmayın.