18 Aralık 2019 Çarşamba

LYKKE - MEIK WIKING



Geçen yıl okuduğum Hygee (burada) ve Lagom (burada) gibi Lykke de İskandinavların yaşamdan keyif almak üzere kullandığı kelimelerinden biri. Mutlu olma sanatı gibi bir  anlamı var.

Hygee ve Lagom’ u yirmi milyonluk beton bir şehirde yaşarken sistemsel olarak çoğunu uygulamak neredeyse imkansız eleştirisiyle yorumladıktan sonra Lykee'i okumayı düşünmüyordum. Ancak bu karanlıkta kalkıp karanlıkta eve vardığımız uzun kış günlerinde bir parça yardıma ve motivasyona  hayır diyemeyeceğim. Her ne kadar kolektif bilincin yönlendirdiği yaşam tarzlarının ekseninde yaşıyorsak da kendimize uyarlayabileceğimiz ufak tefek kişisel uygulamalar ile kesinlikle ilham verici.

Meik Wiking, Danimarka Mutluluk Enstitüsü’nün başkanı, Hygee kitabının da yazarı. Nasıl daha mutlu oluruz sorusunun cevabını vermeye çalışıyor. Lykke daha çok  yöntemler üzerinden gidiyor. Değişik ülkelerin alışkanlıklarından örnekler veriyor. Bisiklet kullanmaktan günlük egzersizlere, yiyecek önerilerinden uluslararası mutluluk raporlarına,ülkelerin gülümseme oranlarını kıyaslayacak kadar ayrıntılı  kültürel bir kitap yazmış.

Birleşmiş Milletler bünyesinde, bağımsız araştırmacılar tarafından yapılan araştırmalar ışığında bu yıl 7.si yayımlanan Dünya Mutluluk Raporu 2019 , 156 ülkede yapılan araştırmalar ve anketlerden oluşuyor. Yapılan araştırmalar, kurulan kişisel ilişkilerin yanı sıra komşuluk ve mahalle ilişkilerinde yaşanan sosyal tatminin en büyük mutluluk kaynağı olduğunu gösteriyor.Neyse ki biz toplumsal ilişki olarak buna daha yakın yaşıyoruz. Bizim geri sıralarda olmamızın başka nedenleri var.

Lykke, yaşam tarzınızı kökten değiştirmenizi önermiyor; sadece ufak değişikliklerle daha mutlu bireyler olmanız için ipuçları veriyor.

Çok hoş fotoğraflar ,detaylar var. Keyifli vakit geçirilebilecek dediğim gibi çoğu yapılabilir ilham verici fikirler veren bir kitap.

17 Aralık 2019 Salı

SADE - Begüm Başoğlu & Ege Erim


SADE yeni bir kitap değil. Ancak yeni yıl öncesinde yeni kararlar alıp uygulamak isteyenlere fikir olabilir.

Kendimi çok kötü hissettiğim bir günde dev marketin deterjan reyonundan onlarca marka,kampanya,hediye,indirim arasından ürün seçemeyip "ben burada ne yapıyorum" sorusu ile marketten çıktığım olmuştu.Bu bunalmışlık ve yabancılaşma duygusu, seçenek bombardımanı, zihnimizi meşgul eden binlerce datanın verdiği odaklanamama hiç sağlıklı gelmiyor. Beynimizin belki daha gençken üstesinden gelebildiği bu durumları ilerleyen yaşlarda tolere edebileceğinin garantisi yok. Az çoktur hayat görüşüyle yaşamlarımızı yönlendirmek sadece kendimiz için değil,yaşadığımız gezegenin sürdürülebilir olması için de elzem olmaya başladı.

Sosyal medyaları daha çok kullandığımız şu dönemde arkaya arkaya gelen indirim bildirimleri,tanıtımlar,yukarı kaydır-satın al kolaylıkları içinde deli bir tüketim çağındayız.Karbon ayak izimiz çok fazla.Çok eşya,çok seçenek,zamanım yok baskısı içinde sadece gardrobumuzu,evimizi değil,iş hayatımızı,ilişkilerimizi,dijital dünyamızı da nasıl sadeleştirebiliriz üzerine düşünmemiz ve eyleme geçmemiz gerek. Bu cümleleri kurarken bile “ÇOK” kelimesini "AZ" kelimesinden daha fazla kullanmak hayatlarımızın ne durumda olduğunun göstergesi.Hem zihinsel hem ekonomik olarak geri dönüşleri kaçınılmaz SADE'leşme üzerine daha fazla kafa yormamız gerekiyor.

Begüm Başoğlu ve Ege Erim kendi sadeleşme yolculuklarını bu kitapla anlatmışlar. Herkesin yolu yöntemi kendine elbet. Fikir almak, nereden başlayacağına karar vermek için güzel öneriler var.

12 Aralık 2019 Perşembe

2019 EDEBİYAT ÖDÜLLERİ


Bir yılı daha aldısıyla verdisiyle geride bırakıyoruz.Ülkemizin çoğu kesiminde olduğu gibi okurlar için de ekonomik anlamda zor bir yıl oldu.Kağıt maliyetleri yüzünden kitap fiyatları çok yükseldi.İnternet indirimlerini takip etmeye zorlanarak,butik kitapçılardan inceleyip almak keyfinden gittikçe uzaklaştırılıyoruz. Önce sağlık ve huzur sonra daha iyi bir sene diyelim ama durumlar çok da toparlanacak gibi gözükmüyor.
Gelelim genel olarak yılın kim ne aldı konusuna. 
Gene Hugo ile başlıyorum.Bu yıl Mary Robinette Kowal En İyi Roman Kategorisinde The Calculating Stars ile adeta ödülleri topladı. Kowal Hugo dışında hem Locus hem Nebula En İyi Roman kategorisinde ödül aldı.

Dublin’de gerçekleştrilen gecede bu sene Retrospective Hugo Awards başlığıyla 1944 yılına ait geçmişe yönelik ödülleri de verildi. Retrospektif ödül dalıyla da Antoine de Saint-Exupéry’nin Küçük Prens’i de yıllar sonra Hugo Ödülü almış oldu.

Fantastik ve bilimkurgu alanında önceki sene çıkan en iyi eserlerin seçildiği Locus Ödüllerinde bu sene gözbebeğimiz Ursula K. Le Guin son üç çalışmasından biriyle ödül alarak muhteşem kariyerini vefatından sonra bile perçinlemeye devam etti. En İyi Kurgu Dışı Kitaplar dalına iki eseriyle birden Locus Ödülü’ne aday gösterilen Ursula K. Le Guin, Conversations on Writing (Yazarlık üzerine Sohbetler) adlı derlemesiyle ödülü kazandı.

İki Locus daha kazanan efsane editör Gardner Dozois da ödülü 43. kez kucaklayarak kırılması güç rekorunu pekiştirdi.En İyi Antoloji ödülünü kazanan Dozois  Book Of Magic adlı fantastik hikâye derlemesiyle birinciliği göğüsledi. Kendisi aynı zamanda En İyi Editör ödülünü de kazanarak 43. Locus ödülünü aldı.
En İyi Bilimkurgu Romanı ödülü Mary Robinette Kowal ‘a ; En İyi Fantastik Roman ödülünün sahibiyse “Spinning Silver” adlı romanıyla bizde de yakından tanınan Naomi Novik'in oldu. Kendisi yakın zamanda dilimizde yayınlanan ve bu kitabın öncülü olan “Kökler” ile de Locus kazanmıştı

En İyi Korku Romanı kategorisi sürpriz bir isme Paul Temblay’e gitti.Modern korku edebiyatının kralı Stephen King ve son yılların popüler ismi Grady Hendrix ödülü genç yazara kaptırmış oldu.
En İyi Kısa Roman ödülünü dilimize Tüm Sistemler Çöktü ile giriş yapan Martha Wells kazandı. Katilbot Serisi’nin ikinci kitabıyla birinciliği göğüsleyen yazar, Ian McDonald gibi bir ustayı da geride bırakmış oldu.



Locus ödülünün bu yılki çizimini gerçekleştiren Shaun Tan ise ne En İyi Sanatçı ne de En İyi Sanat Kitabı ödüllerini kazanabildi. Onun yerine her iki kategoride de Yerdeniz Büyücüsü’nün son edisyonunu resimleyen Charles Vess birinci oldu.
Nobel’e gelirsek genelde tercihler politik ama bu sene daha tartışmalı.
2018 Nobel Edebiyat ödülü Polonyalı yazar Olga Tokarczuk'a, 2019 yılının ödülü ise Avusturyalı yazar Peter Handke'ye verildi.



Hatırlarsanız geçen sene ödül süreci bir cinsel saldırı skandalı nedeniyle ertelenmişti.O sebepten bu yıl iki yazara birden ödülü verildi.
Olga Tokarczuk geçen yıl İngiltere'de verilen prestijli bir diğer uluslararası edebiyat ödülü olan Man Booker'ı da kazanmıştı.

Peter Hanke ise çok tartışmalı bir isim. 1990'lardaki Balkan savaşlarında Yugoslavya'yı desteklemesi ve 2006 yılında soykırım ve diğer savaş suçlarından yargılanan eski Sırbistan lideri Slobodan Miloşeviç'in cenazesinde konuşma yapması tepkilere yol açmıştı. İnsanın ödül verecek başka yazar mı kalmadı diye sorası geliyor.


Bu yıl Man Booker Ödülü iki yazara verildi. Ödülü The Testaments kitabıyla Kanadalı yazar Margaret Atwood ve Girl, Woman, Other kitabıyla İngiliz Bernardine Evaristo kazandı.



1985 tarihli Damızlık Kızın Öyküsü kitabının devamı olan The Tastaments ile ödüle layık görülen 79 yaşındaki Atwood, ödülü kazanan en yaşlı yazar oldu. Atwood 2000 yılında da The Blind Assassin kitabıyla Man Booker Ödülü'nü kazanmıştı. Atwood böylelikle ödülü ikinci kez kazanan dördüncü yazar oldu.


Geçtiğimiz yıl İngiltere’de yayınlanmış en iyi bilimkurgu eserlerine verilen Arthur C. Clarke Ödülü‘nün bu yılki kazananı “Rosewater” adlı romanıyla ile Nijerya asıllı İngiliz yazar Tade Thompson oldu.

Walter Mosley ise , Down the River Unto the Sea ile En İyi Roman dalında Amerikalı Gizem Yazarları topluluğunun verdiği Edgar Ödülü’ne layık bulundu.

Dünya Edebiyatı genel olarak böyleyken bizde ödüller kime gitmiş,toparlarsak

Sait Faik Hikaye Armağanı






Yunus Nadi Roman Ödülleri




Yunus Nadi Öykü Ödülleri



Duygu Asena Roman Ödülü


Orhan Kemal Roman Ödülü - Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü


























Bunların dışında,

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Sedat Simavi anısına verdiği Edebiyat Ödülü'ne Toplu Oyunlar 9: Kim Koparıyor Bu Gülleri – Gül Biçme Zamanı – Gül Kıyımı’ kitabıyla Hidayet Sayın layık görüldü.


Behçet Necatigil Şiir Ödülü Türk Şiirine katkılarından dolayı Şevkar Altınel'e verildi.


Dünya Kitap Dergisi Yılın En İyilerini muhtemelen yılbaşından sonra belirler.Geçtiğimiz senelerde olduğu gibi onları önümüzdeki ay buraya yazarım.
Umarım hediye alacaklara,okuma listesi yapanlara faydalı olur.

29 Kasım 2019 Cuma

TAVŞAN KAÇ TAZI TUT - REX STOUT


Orijinal ismi Prisinor Base olan kitabın bizdeki çevirisi 1983 baskısı.O dönem sanırım ilgi görmesi için daha garip bir isimle çıkarmışlar.Bugünlerde baskısı yok, ancak sahaflarda bulunabiliyor.
Başarılı bir yönetici olduğu söylenen yazar 1886 Indiana doğumlu. 1932’de polisiye kitaplar yazmaya başlamış. 1959’da Amerikan Gizem Yazarları Ödülü Grandmaster’ı almış.1975 yılında vefat etmiş. 1934-1975 arasında 33 kitap ve 39 novellanın ana kahramanı Nero Wolf’un ve yardımcısı Archie Goodwin’in  yaratıcısı.

Nero Wolf da diğer meşhur dedektiflerle karşılaştırılıyor kuşkusuz. Özellikle Sherlock Holmes ve Poirot sevenler tarafından olayları çözme biçimleri,kişisel özellikleri,zekası rekabet konusu olmuş. Wolf evet zeki bir dedektif ancak paragöz ve tembelliği kendine has J Orkidelere ve yemeklere düşkün bir adam.Kadınlara tahammül edemiyor,kimseyle el sıkışmıyor.Hergün törensel bir şekilde orkideleriyle ilgileniyor.Zaman takıntılı, asla ihmal etmiyor.Dakikası dakikasına işini bitirip birasını içiyor,dışarı çıkmıyor. İşlerini Archie Goodwin takip ediyor. Burada da Scotlandyard’dan Legrand gibi Müfettiş Cramer var.Aralarında bazen rekabet bazen yardımlaşma.Tipik bir Doyle sistemi.
Bu kitapta herkesi bir araya toplayıp olayı çözmek, aralarından birinin katil olduğunu açıklamak ise  çok Poirot vari.

Kolay okunan,yer yer argoya evrilmiş cümleler orjinalinden böyle çevrildiyse hard boiled e de girebilecek bir tür, ancak bu “voltanı al yavrum” ,”uçlan” gibi kelimeler konusunda emin değilim.
Rex Stout’un bizde çevrilmiş ve artık baskısı olmayan dört kitabı bulunuyor.

28 Kasım 2019 Perşembe

BİTKİ MİTOSLARI - DENİZ GEZGİN



Ahraz’ı okuyanlar Deniz Gezgin ismine aşinadır. Arkeoloji eğitimi almış,mitoloji üzerine çalışmalar yapan bir yazar. Bitki Mitosları dışında gene Sel'den çıkmış Hayvan Mitosları ve Su Mitosları kitapları var.

Eski Yunan’da kekik asaletin ve cesaretin sembolü olarak askerlere armağan edilirmiş. Troya savaşının başlamasına sebep olan Helen bu savaş yüzünden çok acı çekmiş ve inanışa göre onun gözyaşlarından güzel kokulu kekik bitkisi çıkmış. 

Bu ara daha çok kurgu dışı, özellikle ekoloji üzerine kitaplar okuduğumdan Bitki Mitosları da ilgimi çekmişti. Kitap adı geçen bitkilerin mitolojideki önemi  ve hikayeleri üzerine tatlı bilgiler veriyor. Başucuna koyup ara ara açıp okumalık.


12 Kasım 2019 Salı

GÖZLERİNE İNANMA - JOEL T. ROGERS



AKBA kitaplarını okuduğunuz zaman Türkçe’nin ne kadar güzel bir dil olduğunu göreceksiniz…

İlk sayfası bu güzel cümleyle başlayan 70’li yıllarda polisiye kitaplar basan, kedi başı monogramlı AKBA kitaplarını sahaflarda bulursanız mutlaka alın.

Gözlerine İnanma 1974 basımı.Duayen Bekir Karaoğlu tarafından çevrilmiş. Novella dedikleri uzun hikaye olarak yazılmış, zamanının altınçağ özelliklerine farklı ve yeni kalan bir tekniği var. Tek bir gecede geçen hikayede daha önceki olayları anlatıcılardan öğreniyoruz. Üstelik defalarca geçmişin üzerinden giderken her seferinde yeni bir şey ekleyerek bilinç akışı tekniğiyle okuyucuyu bilgilendiriyor.Kurguda anlatıcı ile eş zamanlı ilerliyoruz. Bu tarz kitapların en başında karakterlerin isimlerini, kimin nesi olduklarını yazmaları çok büyük rahatlık.

Joel Townsley Rogers 1896 yılında Sedalia, Missouri'de doğmuş. Harvard Üniversitesi'nde öğrenim görmüş I. Dünya Savaşı sırasında askerliğini, uçuş öğretmeni olarak yapmış. Savaştan sonra genelde pulp dergilerine 15-20 cente sattığı kısa öyküler yazmaya başlamış. 1984 ‘de Washington da hayatını kaybetmiş.

Aslında çok az kitabı basılmış. En ünlü romanı The Red Right Hand (Gözlerine İnanma), 1945 yılında çıkmış ve sonraki yıllarda birçok baskı yapmış.

Once in a Red Moon(1923)
His Name Was Not Forgotten(1943)
Lady with the Dice (1946)
The Stopped Clock (1958)  Never Leave My Bed olarak (1963) tekrar basılmış

bizde hiç yayınlamamış diğer kitapları.

Gözlerine İnanma'da hikaye Dr Riddle tarafından anlatılarak başlıyor. Odada yanı başında yatmakta olan kızın nişanlısı öldürülmüş ,sağ eli kesilmiştir. Olayları kronolojik olarak aktarmaz,sürekli başka bir ayrıntı ekleyerek gider gelir. Dolayısıyla anlatıcı dahil herkes size şüpheli görünmeye başlar.
Atmosfer karanlıktır , doğa üstü olaylar varmış gibi hissettiren bu mekansal karanlık  ve orman gotik bir arka plan yaratır.

Kişisel olarak Altın Çağ kurgularını çok eleştirmeyi tercih etmiyorum.Hep dediğim gibi zamanı için klasik sayılabilecek ve kabul görülebilecek davranışlar üzerinden kuruluyor hikayeler.

31 Ekim 2019 Perşembe

KIRIK MENTEŞE - JOHN DICKSON CARR



Kırık Menteşe,Fell karakterinin 9.kitabı. Hikayenin ana karakterlerden biri John Farleigh titanik kazasından kurtulmuş yıllar sonra  geri dönüp çocukluk aşkı Marion ile evlenmiştir. Kendisinin John Farleigh olduğunu iddia eden başka birinin gelmesiyle olaylar gelişir.

Daha önce İmparatorun Enfiye Kutusunda bahsettiğim gibi Carr , Dr. Gideon Fell’i 1933 ‘de okuyucularla buluşturur. Dr. Gideon ismini, karakterine eski bir çocuk şiirinden esinlenerek verir. 1680 yılında İngiliz şair Tom Brown tarafından yazıldığına inanılan şiir Hannibal’ın yazarı Thomas Harris tarafından Dr. Hannibal Lecter’in takma adı olarak da kullanılmıştı.

Kırık Menteşe  muhtemelen kurgu itibariyle zamanın çok ilerisindeydi. Robotları,satanizm, gibi öğeleri dönemin benzer romanlarında pek göremiyoruz.Öte taraftan iyi kurgulanmış bir finalle tipik  imkansız cinayet muammasının çözülmeye çalışılması Dickson Carr’ın Altın Çağ’a özgü başarısı elbette.
Günümüzden bakınca hiç de hafif gelmeyecek hatta şaşırtacak bir roman. Tam bir klasik.

30 Ekim 2019 Çarşamba

BEYAZ YAKALI SERSERİLER - JANET EVANOVICH


Gerçek olay kategorimiz Bir Bedenin Gerçeği çoğumuza  ruhsal açıdan ağır gelince ekim ayı için daha hafif, biraz daha keyifli bir kitap seçtik. Yabancıların cheesy dediği türden; ciddi bir polisiye olay beklentisine girmezseniz ,rahatça okunuyor.
Öyle mutlaka okuyun tavsiyesinde bulunacağım bir kitap değil ama eğlencelik,hafif bir şeyler okumak isterseniz aklınızda olsun.Sıkıldığım kadar güldüğüm yerler de oldu.Serinin 17.kitabı olmasına rağmen kopukluk hissedilmiyor

28 Ekim 2019 Pazartesi

ONUNCU KÖY - FAKİR BAYKURT


Onuncu Köy bir taşra romanı. Topraklarımıza ait  tipik bir toplumsal gerçekçilik hikayesi. 1961 yılında yazılmasına rağmen hala bugüne uyarlanabilecek bir konusu var.

Burdur’un köylerinde idealist bir öğretmenin köylüyle mücadelesini anlatıyor özetle. Ağalık,  cehalet,  yobazlık,  demokrasi,  toplumsal eşitsizlik gibi konuları merkezine alıp sorunları öyle basit köy ağzıyla aktarıyor ki hem naif,hem çok anlaşılır, hem de bir o kadar eleştiri barındırıyor.

Genel kanı  Fakir Baykurt’un da  Yaşar Kemal ve Orhan Kemal ekolünde olduğu yönünde. Ancak metinsel olarak daha az detaylı yazıyor. 
Gerçekten de olayların birbirine geçişi ,başına gelenlerin tasviri ,hatta köyün pastoral betimlemeleri,insan karakterlerinin detayları bile çok ayrıntılı değil.  

Köy enstitüsünden yetişmiş, okumuşların okumamışlara borcu olduğuna inanan bir öğretmen. Kız çocuklarının okula gönderilmesi ,köylünün tarım yapabileceği topraklarının ıslahı konusunda onları ikna etmeye çalışıyor. Neredeyse 60 yıl sonra hala kızların okula gönderilmediği  bölgelerimizde ruhu şad olsun Türkan Saylan da az mücadele etmedi.

Vurgulanan diğer bir nokta kadına bakış. Evi derleyip toplayan,yatağı ısıtan "kancık". Müstehzi yöresel bir söyleyiş. Aslında çok ciddi bir eleştiri var altında.

Benim en çok içimi Pehlivan’ ın anlattığı orman yangını acıttı. Tarla açmak için hayvanlara kıyılması... Aynı şey bu yaz İzmir’de de oldu.Tarla veya bina...dönüp dolaşıp aynı sorunları konuşuyoruz. Çünkü bir güruhun kafası değişmiyor maalesef.

30 Eylül 2019 Pazartesi

Bir Bedenin Gerçeği - Alexandria Marzano Lesnevich


Konusu itibariyle okuması zor bir kitap oldu.Okurken çok keyif aldığımı söyleyemem. Gerçek olay kategorisinde okuduğumuz Bir Bedenin Gerçeği sadece öldürülen küçük bir  çocuğu değil ; bir çocuğun büyüdüğünde nasıl katile dönüştüğünü de ayrıntılarıyla anlatıyor.

Anlatıcı idam karşıtı Alexandria Marzano-Lesnevich hukuk stajını yaparken karşılaştığı davadan kendi kişisel travmalarından dolayı çok etkilenir. Küçük bir çocukken uğradığı aile içi taciz yüzünden Ricky Langley ’nin gerçekten ölmesini ister. Oysa davası onu idamdan kurtarmaktır. Bu uzun dava sürecinde hem kendisinin hem de Ricky’nin hayatının farklı zamanlarını verirken 30.000 sayfa kayıt okuduğunu söylüyor.

Guardian Yılın En İyi Kitabı , Lambda Edebiyat Ödülü ve Chautauqua Ödülü kazanmış bir kitap Ancak dediğim gibi yazarın uslubu - anlatımı ne kadar iyiyse;  konusu bir o kadar rahatsız edici.Çocuğu olan bazı arkadaşlar yarım bıraktı.

27 Eylül 2019 Cuma

Karanlığın Son Günleri - Graham Moore


Benim için çok aydınlatıcı bir kitaptı.1880’ler Amerika'sında Ampulü gerçekte kimin bulduğu davalarının  sürdüğü bir dönem.

Key Study olarak defalarca önümüze gelen General Electric’in kuruluş adının Edison General Electric olduğunu bilmiyormuşum. Kurduğu şirketten paydaşlar tarafından çıkartılan Edison’un adını bir hınçla şirketin isminden de silmişler.

Alternatif akımının aslında Tesla tarafından bulunduğunu daha önce okumuştum ancak bütün haklarını Westinghouse şirketine devrettiğini de yeni öğrendim.Amerika’da evlerin,sokakların aydınlatılmaya başladığı bu dönemde Westinghouse ile Edison arasında 300'den fazla patent davası varmış.
Bir diğer şaşırtıcı bilgi ise Graham Bell’in telefon patentini birkaç hafta ile alması. Edison dahil diğer rakiplerini böyle elemiş. Onunla Edison arsında da 600 civarında dava varmış. Bu akımlar savaşı denilen dönem çok ilginç. Mahkemeleri sürekli meşgul eden yüzlerce patent davaları Amerikan Hukuk firmalarını da şekillendirmiş. Bugün televizyon dizilerinden aşina olduğumuz çok ortaklı büyük hukuk şirketlerin yapısı o dönemin ihtiyacından doğmuş.

Kitapta benim kanımı donduran bir diğer konu elektrikle idama geçilmesi. Alternatif akımı kötülemek için doğru akımda ısrarcı olup ,mahkumu kömür olana kadar yaktıkları bir bölüm vardı. 

Edison’un bir iş adamı gözüyle labaratuvar kurup bir çok insan çalıştırması, Tesla’nın dahi deli olarak tek başınalığı,hatta insanın içinin fotoğrafını çeken, günümüzün rontgen cihazlarına benzeyen icadıyla herkesi şaşırması, kablosuz telefonlarla insanların konuşabileceğini daha 1880'lerde söylemesi,bunu hayal etmesi inanılmaz.

Graham Moore’ın senaryosunu yazdığı Enigma’yı da  tavsiye ederim. Dahi matematikçi Alan Turing’i Sherlock’dan tanıdığımız Benedict Cumberbatch oynuyor. Yakında vizyona girecek Current War’da da Thomas Edison’u canlandıracak. Sanal zekanın babası sayılan Alan Turing ise siyanür enjekte ettiği bir elmayla intihar ettiğinden Apple’ın logosu ona ithafen ısırılmış bir elma.